Sabahın erken saatlerinde ofise girdiğinizde, o ergonomik olduğu iddia edilen koltuğunuza yerleşirsiniz. Kahvenizi yudumlarken maillerinizi kontrol eder, toplantılara katılır ve raporlar hazırlarsınız. Gün boyunca belki de en rahat ettiğinizi düşündüğünüz, fiziksel bir efor sarf etmediğiniz bu pozisyon, aslında vücudunuz için maraton koşmaktan daha yıpratıcı bir sürece dönüşebilir. Akşam olup da ayağa kalkmaya çalıştığınızda belinizde hissettiğiniz o keskin “kilitlenme” hissi, kalçanızdan bacağınıza doğru yayılan uyuşukluk ve eve gittiğinizde uzanma isteği, modern çağın en sinsi hastalığı olan “Oturma Hastalığı”nın belirtileridir. İnsanlık tarihi boyunca avlanan, toplayıcılık yapan, koşan ve tırmanan atalarımızdan miras aldığımız bu biyolojik makine, günde 8 ila 10 saat boyunca “L” şeklinde bükülerek hareketsiz kalmaya programlanmamıştır.
Çoğu insan, bel fıtığının veya bel ağrısının ağır kaldırmakla, ani bir ters hareketle oluştuğunu düşünür. Oysa istatistikler ve klinik araştırmalar çok daha çarpıcı bir gerçeği ortaya koymaktadır: Bel problemlerinin en büyük sorumlusu, aşırı yüklenme değil, uzun süreli ve statik yüklenmedir. Yani sizi hasta eden şey kaldırdığınız ağır koli değil, üzerinde saatlerce oturduğunuz o yumuşak koltuktur. Bu yazımızda, oturma eyleminin omurga biyomekaniğini nasıl altüst ettiğini, disklerinizi nasıl aç bıraktığını ve bu kısırdöngüden çıkmak için manuel terapinin neden en etkili çözüm olduğunu derinlemesine inceleyeceğiz.
Bel ağrısının mekanizmasını anlamak için önce omurganın mühendisliğine bakmak gerekir. Omurgamız, “S” şeklinde doğal kıvrımlara sahiptir. Bel bölgesindeki bu çukurlaşmaya “Lomber Lordoz” denir. Bu kıvrım, vücut ağırlığını yay gibi esneyerek dağıtmak için tasarlanmıştır.
Ancak sandalyeye oturduğunuz anda ne olur? Kalça ve dizler büküldüğünde, leğen kemiği (pelvis) geriye doğru döner. Bu hareket, bel çukurunun (lordozun) düzleşmesine, hatta tam tersine dışarı doğru bombeleşmesine (kifoza) neden olur. Omurga düzleştiğinde, disklerin üzerine binen yük dağılımı dramatik bir şekilde değişir. Ayakta dururken disklerinize binen yükü 100 birim kabul edersek, dik oturduğunuzda bu yük 140 birime, hafifçe öne eğilip ekrana baktığınızda (ki çoğumuz böyle çalışıyoruz) 185 birime çıkar. Yani oturmak, beliniz için dinlenmek değil, üzerine ekstra %85 yük bindirmektir.
Uzun süre oturmanın yarattığı en büyük mekanik sorunlardan biri, kas dengesizlikleridir. Bel omurlarını uyluk kemiğine bağlayan ve kalçayı bükmeye yarayan “İliopsoas” kası, oturma pozisyonunda sürekli kısaltılmış haldedir. Günde 8 saat bu pozisyonda kalan kas, zamanla kısalır ve esnekliğini kaybeder.
İşiniz bittiğinde ve ayağa kalktığınızda, bu kısalmış kas bel omurlarını öne ve aşağıya doğru şiddetli bir şekilde çeker. Bu çekme kuvveti, bel omurlarının arkasındaki faset eklemleri birbirine çarptırır ve sıkıştırır. İşte “ayağa kalktığımda belim kopacak gibi oluyor, ancak yürüyünce açılıyorum” şikayetinin temelinde, bu kasın yarattığı mekanik baskı yatar. Siz sadece belinizi ağrıyor sanırsınız, ama asıl suçlu kasıklarınızdaki bu derin kastır.
Omurgamızdaki disklerin, vücudun diğer dokuları gibi kendilerini besleyen damarları yoktur. Onlar, tıpkı bir sünger gibi çalışır. Hareket ettiğinizde, yani omurgaya yük binip kalktığında, diskler içindeki kirli sıvıyı dışarı atar ve taze, besleyici sıvıyı içine çeker. Bu olaya “Diffüzyon” denir.
Uzun süre oturduğunuzda ise omurga statik bir baskı altındadır. Sürekli sıkılan bir sünger düşünün; içindeki suyu dışarı atar ama baskı kalkmadığı için yeni su alamaz. Hareketsizlik, disklerin beslenmesini durdurur. Beslenemeyen disk zamanla suyunu kaybeder, kurur, yüksekliğini yitirir ve çatlamaya başlar. Bu sürecin sonu, hepimizin korktuğu “Bel Fıtığı”dır (Lomber Disk Hernisi). Yani oturmak, disklerinizi yavaş yavaş açlıktan öldürmek demektir.
Otururken devre dışı kalan bir diğer önemli yapı ise kalça (Gluteus) kaslarıdır. Bütün gün üzerine oturduğumuz için bu kaslar çalışmaz ve zamanla beyin bu kasları kullanmayı unutur. Tıpta buna “Gluteal Amnezi” veya “Ölü Popo Sendromu” denir. Kalça kasları, beli koruyan en önemli stabilizatörlerdir. Onlar çalışmadığında, tüm yükü incecik bel kasları taşımak zorunda kalır. Bu da belde kronik spazmlara ve geçmeyen ağrılara yol açar.
Çözüm: Mekanik Soruna Mekanik Müdahale
Ofis çalışanları genellikle ağrıları başladığında ergonomik yastıklar alır, pahalı sandalyelere yatırım yapar veya ağrı kesici kremlerle günü kurtarmaya çalışır. Ancak mekanik olarak kısalmış bir kası, beslenmesi bozulmuş bir diski veya kilitlenmiş bir eklemi, dışarıdan sürülen bir kremle veya sadece yastıkla düzeltemezsiniz. Bozulan mekaniği düzeltmek için yine mekanik bir müdahale, yani profesyonel bir “Manuel Terapi” şarttır.
Manuel terapi; kilitlenen eklemleri ellerle açmak, kısalan kasları uzatmak ve omurganın kaybettiği hareket yeteneğini geri kazandırmak için en etkili ve bilimsel yöntemdir.
Zafer Aksungur, bel ağrısı şikayetiyle gelen bir hastaya sadece “bel masajı” yapmaz. O, sorunun kaynağındaki “oturma kaynaklı mekanik bozukluğu” hedefler. 2020 yılı içinde mentoru Ezdeşir Kemali ile beraber hazırladığı “Omurga’da Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri” adlı çalışma, tedavinin bilimsel zeminini oluşturur.
Bu birikimin üzerine, 2021 yılında kendi geliştirdiği “Spine Approach” (Omurga Yaklaşımı) yöntemini inşa etmiştir. Zafer Aksungur’un özellikle vurguladığı gibi; “Bu bir konsept kursu değil, bir yöntem kursudur.” Yedi modül ve on yedi günden oluşan bu kapsamlı sistem, ofis çalışanlarının en büyük sorunu olan “instabiliteyi” ve “kısıtlılığı” çözer.
Manuel Mobilizasyon: Sürekli oturmaktan dolayı kilitlenen bel ve sırt omurları, nazik manevralarla açılır.
Yumuşak Doku Gevşetme: Bel ağrısının baş suçlusu olan İliopsoas (kalça fleksörü) kası, manuel tekniklerle uzatılır ve rahatlatılır.
Disk Dekompresyonu: Omurlar arası mesafe açılarak, diskin tekrar beslenmesi ve su tutması sağlanır.
Stabilizasyon (Doğal Korse): Ağrı geçtikten sonra, belin tekrar ağrımaması için derin kaslar (Core) “Spine Approach” prensiplerine uygun egzersizlerle güçlendirilir.
Uzun süre oturmak zorunda olabilirsiniz ama bel ağrısı çekmek zorunda değilsiniz. Ağrı, vücudunuzun “mekanik ayarlarım bozuldu” deme şeklidir. Bu sesi ilaçlarla kısmayın.
Uzm. Fzt. Zafer Aksungur’un uluslararası tecrübesi, bilimsel temelli “Spine Approach” yöntemi ve hastayı bir bütün olarak ele alan yaklaşımı, sizi o sandalyenin yarattığı tahribattan kurtarmak için en güvenilir yoldur. Omurganızı özgürleştirin, kaslarınızı dengeleyin ve iş hayatınızı ağrısız, verimli ve sağlıklı bir bedende sürdürün. Unutmayın, hareket hayattır; doğru tedavi ise o hayatın kalitesidir.
Zafer Aksungur’a ulaşmak, randeu almak, eğitimlerle ilgili bilgi sahibi olmak için bizi arayın.