Bugün sizlere bir blog yazarı ve sağlık gözlemcisi olarak çok sık karşılaştığım, belki de sizin veya bir yakınınızın aylardır çözüm aradığı sinsi bir sağlık probleminden bahsetmek istiyorum. Sabahları yataktan kalkarken kalçanızın derinliklerinde hissettiğiniz o keskin sızı, uzun süre oturduktan sonra ayağa kalktığınızda bacağınıza doğru yayılan o uyuşukluk hissi veya yürüyüş yaparken aniden sizi durduran o inatçı batma… Hepimiz ağrıyı nerede hissediyorsak sorunun orada olduğunu düşünmeye programlanmışızdır. Kalçamız ağrıyorsa sorun kalçadadır deriz. Bu son derece mantıklı görünse de, insan anatomisinin o muazzam ve karmaşık yapısı söz konusu olduğunda işler her zaman bu kadar düz mantıkla ilerlemez.
Çoğu zaman hastalar kalça filmleri çektirerek, ağrı kesici kremler sürerek ve sadece kalça egzersizleri yaparak aylarını harcar ancak o derinden gelen ağrı bir türlü geçmez. Neden mi? Çünkü o ağrının asıl kaynağı kalçada değil, vücudunuzun ana direği olan belinizde saklanıyor olabilir.
Vücudumuzu devasa ve kusursuz işleyen bir elektrik tesisatı gibi düşünün. Bel omurlarımız, bu tesisatın ana şalterlerinin bulunduğu en kritik merkezdir. Omuriliğimizden çıkarak bacaklarımıza, kalçamıza ve ayak parmaklarımıza kadar giden tüm sinirler, bu bel omurlarının arasındaki dar tünellerden geçer. Eğer ana şalterde, yani bel bölgenizde bir kablo sıkışırsa, bu sıkışmanın yarattığı kısa devre kendini o kablonun ucundaki ampulde, yani kalçanızda gösterir. Siz sürekli ampulü değiştirmeye, kalçanızı tedavi etmeye çalışırsınız ama ana şalterdeki o mekanik sorunu çözmeden o ışık asla doğru yanmayacaktır. Tıpta yansıyan ağrı olarak adlandırılan bu durum, doğru teşhis edilmediğinde hastaları yıllarca süren kronik bir ızdıraba mahkum edebilir.
Peki, hissettiğiniz ağrının gerçekten kalça ekleminden mi yoksa belinizden mi kaynaklandığını nasıl ayırt edebilirsiniz? Gerçek kalça eklemi problemleri, örneğin kalça kireçlenmesi veya kıkırdak aşınmaları, genellikle kendini kasık bölgesinde gösterir. Bacak bacak üstüne atarken, çorabınızı giyerken veya arabaya binerken kasığınızda derin bir batma hissedersiniz.
Ancak ağrınız kalçanızın arka kısmında, yani kaba etinizde toplanıyorsa, kalçanızın dış yan tarafında bir yanma hissi varsa ve bu ağrı zaman zaman uyluğunuzun arkasından dizinize veya topuğunuza doğru iniyorsa, bütün oklar bel bölgenizi işaret ediyor demektir. Bel fıtığı, bel kayması veya omurilik kanal daralması gibi mekanik sorunlar, kalça bölgesinde inanılmaz derecede yanıltıcı ve şiddetli ağrılar üretebilir.
Bu yanılsamanın en büyük başrol oyuncusu siyatik siniridir. Vücudumuzun en kalın ve en uzun siniri olan siyatik siniri, bel omurlarından çıkar, kalçanın tam ortasından geçer ve bacağın altına kadar uzanır. Bel omurları arasındaki bir disk fıtıklaşıp bu sinirin köküne baskı yaptığında, sinir boyunca uzanan bir yangın başlar. Bu yangının en çok hissedildiği yer ise kalçanın arka kısmıdır. Çoğu insan bu durumu kalçasında bir sorun varmış gibi algılar.
Bir diğer gizli suçlu ise sakroiliak eklemdir. Bel omurgası ile leğen kemiğini birbirine bağlayan bu kilit eklem, duruş bozuklukları veya asimetrik yüklenmeler nedeniyle kilitlendiğinde, birebir kalça ağrısını taklit eden çok şiddetli bel ve kalça birleşimi ağrıları yaratır.
Bu kadar karmaşık bir biyomekanik bulmacayı çözmek, sadece ağrıyan yere krem sürmekle veya standart egzersizler yapmakla mümkün değildir. Vücudu parçalara ayırmadan, bir bütün olarak okuyabilen, sinirlerin haritasına hakim ve dokunun dilinden anlayan uzman bir bakış açısı şarttır. İlaçların sadece alarm sesini kıstığı, ancak asıl mekanik yangını söndüremediği bu noktada devreye manuel terapi ve doğru klinik analiz girer.
Bu alanda sadece ülkemizde değil uluslararası arenada da adından övgüyle söz ettiren, binlerce hastanın o geçmez denilen ağrılarına kalıcı çözümler sunan Uzm Fzt Zafer Aksungur, bu karmaşık ağrı bulmacasını çözen en yetkin isimlerin başında gelmektedir. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümündeki parlak öğrencilik yıllarını lisans eğitimi boyunca aldığı birçok akademik başarı ödülü ile taçlandıran Zafer Aksungur, mesleğe adım attığı iki bin altı yılından bu yana ortopedik manuel terapi alanında derin bir tecrübe inşa etmiştir.
Onu standart yaklaşımlardan ayıran ve kalça ile bel ağrısı tedavisinde bir referans noktası haline getiren en büyük özellik, vizyonunu ve eğitimini küresel bir boyuta taşımasıdır. Zafer Aksungur, iki bin on ile iki bin on altı yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri New York şehrinde bulunan ve manuel terapinin dünyadaki en saygın merkezlerinden biri kabul edilen Hands on Seminars bünyesinde ileri düzey eğitimlerini büyük bir başarıyla tamamlamıştır. Sadece bir öğrenci olarak kalmamış, bu prestijli kurumda eğitmenlik görevini üstlenerek, hem yurt içinde hem de yurt dışında sayısız meslektaşına hocalık yapmıştır. İki bin on beş yılından bu yana uluslararası geçerliliğe sahip manuel terapi kurslarında hoca olarak görev yapması, onun insan vücudunun o muazzam biyomekaniğine ne kadar derinlemesine hakim olduğunun en büyük göstergesidir.
Zafer Aksungur, kliniğinden içeri kalça ağrısı şikayetiyle giren bir hastayı değerlendirirken asla sadece kalçaya odaklanıp kalmaz. Çünkü o, kalçadaki ağrının aslında omurgadaki bir imdat çağrısı olabileceğini çok iyi bilir. İki bin yirmi yılı içinde mentoru Ezdeşir Kemali ile beraber yoğun çalışmalar sonucu hazırladığı Omurgada Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri adlı çalışma, bu bütüncül teşhisin bilimsel zeminini oluşturur. Bu engin tecrübe ve akademik birikimin üzerine, iki bin yirmi bir yılında kendi geliştirdiği Spine Approach yani Omurga Yaklaşımı yöntemini inşa etmiştir. Zafer Aksungur bu kıymetli sistemi anlatırken bunun sadece bir konsept kursu olmadığını, teşhisten tedaviye uzanan tam donanımlı bir yöntem kursu olduğunu altını çizerek belirtir.
Spine Approach yöntemi ile uygulanan tedavi sürecinde, öncelikle ağrının gerçek kaynağı o dedektif titizliğiyle tespit edilir. Eğer kalçanızdaki ağrının sebebi bel omurlarınızdaki bir sıkışma ise, kalçanıza boş yere müdahale edilmez. Uzman ellerin yaptığı hassas manuel terapi manevraları ile bel bölgenizdeki kilitlenmiş omurlar açılır, diskin sinir üzerindeki mekanik baskısı tamamen ortadan kaldırılır. Bel rahatladığında, o sinirin ulaştığı kalça bölgesindeki spazmlar da mucizevi bir şekilde gevşemeye başlar.
Ardından, yıllarca süren yanlış duruş veya ağrıdan kaçınma nedeniyle kısalmış olan kalça kasları özel tekniklerle esnetilir. Tedavinin kalıcılığını sağlamak için ise, Spine Approach prensiplerine uygun olarak omurganızı ve leğen kemiğinizi dik tutacak derin korse kasları kişiye özel egzersizlerle güçlendirilir.
Kıymetli okurlar, bedeniniz çok akıllı bir makinedir ve size gönderdiği ağrı sinyalleri asla nedensiz değildir. Aylardır geçmeyen kalça ağrınız için umutsuzluğa kapılmak veya bu ağrıyla yaşamayı öğrenmek zorunda değilsiniz. Sorunu yanlış yerde aramak, sadece zaman kaybetmenize ve yaşam kalitenizin düşmesine neden olur. Belki de tek ihtiyacınız olan, o karmaşık kablo sistemindeki kısa devreyi bulacak doğru bir uzmandır.
Uzm Fzt Zafer Aksungur engin uluslararası tecrübesi, sorunların kökenine inen bilimsel Spine Approach yöntemi ve hastayı parçalara ayırmadan bir bütün olarak iyileştirmeyi hedefleyen yaklaşımıyla, bu zorlu süreçte size en güvenilir rehberliği sunmaktadır. Bedeninizin sesini doğru duymak, ağrının gerçek kaynağını bulmak ve adımlarınızı yeniden özgürce, korkusuzca atabilmek için profesyonel destek almaktan geri durmayın. Doğru teşhis ve uzman ellerle yapılan mekanik bir onarım, size ağrısız bir hayatın kapılarını sonuna kadar açacaktır.
Farklı bir rahatsızlık üzerine odaklanmamı veya bu seriye ekleyeceğimiz bir sonraki blog yazısı için başka bir başlık önermemi ister misiniz?
Zafer Aksungur’a ulaşmak, randeu almak, eğitimlerle ilgili bilgi sahibi olmak için bizi arayın.