Uzm. Fzt. Zafer Aksungur

Bel ve Boyun Ağrılarında En Sık Yapılan 7 Kritik Hata: İyileşmek İsterken Kendinize Zarar Vermeyin

Belinizde aniden beliren o keskin sızıyla veya sabahları boynunuzu çevirmenizi engelleyen o inatçı tutuklukla uyandığınızda ilk tepkiniz ne oluyor? Muhtemelen panik, korku ve “bu ağrıdan bir an önce kurtulmalıyım” dürtüsüyle aceleci çözümler aramak. Ağrı, insan doğası gereği tahammülü en zor durumlardan biridir ve bizi mantıklı düşünmekten uzaklaştırıp hatalı kararlar almaya itebilir. Çoğumuz, bir yerimiz ağrıdığında ya kulaktan dolma bilgilere sarılırız ya da internetin dipsiz kuyusunda kayboluruz. Ancak ortopedik problemlerde, özellikle de omurga sağlığında yapılan yanlışlar, telafisi zor hasarlara yol açabilir. Bazen iyileşmek adına attığınız bir adım, sizi cerrahiye giden yola daha hızlı sokabilir. Peki, nerede hata yapıyoruz? Neden basit bir kas tutulması kronik bir fıtığa dönüşüyor?

Mutlak Yatak İstirahati: Hareketsizlik İyileştirmez, Çürütür

Eskiden beli ağrıyan hastalara “Git, tahta gibi sert bir yerde yat ve hiç kalkma” denirdi. Ancak modern tıp bu görüşü tamamen tarihe gömdü. Yapılan en büyük hata, ağrı başladığı an yatağa gömülüp günlerce hareketsiz kalmaktır. İnsan vücudu hareket üzerine tasarlanmıştır. Uzun süreli yatak istirahati, omurgayı destekleyen kasların hızla erimesine, eklemlerin sertleşmesine ve kan dolaşımının yavaşlayarak doku iyileşmesinin gecikmesine neden olur. İlk 48 saatlik akut dönem haricinde, yatak istirahati değil, kontrollü ve ağrısız hareketlilik esastır. Hareket, omurganın besin kaynağıdır.

Kulaktan Dolma Bilgilerle “Kütletme” Yaptırmak

Belki de en tehlikeli hata budur. Mahalle arasındaki ehliyetsiz kişilere, “el aldı” denilen kırıkçı-çıkıkçılara giderek bel veya boyun çektirmek, rus ruleti oynamaktan farksızdır. Boyun bölgesinden beyne giden hayati damarlar geçer. Bilinçsizce yapılan ani ve sert bir manevra, damar yırtılmalarına, felce hatta ölüme yol açabilir. Bel fıtığı olan bir hastada yanlış yapılan bir çekme işlemi, fıtığın koparak kanal içine düşmesine (sekestrasyon) ve acil ameliyatlık duruma gelmesine neden olabilir. Omurganızı emanet edeceğiniz kişi, anatomi bilen, üniversite eğitimi almış bir uzman olmalıdır.

MR Sonucuna Göre Kendi Kendine Teşhis Koymak

Doktora gittiniz, MR çektirdiniz ve raporda “L4-L5 Disk Hernisi” yazısını gördünüz. Dünyanız başınıza yıkıldı ve kendinizi “fıtık hastası” ilan ettiniz. İşte bu, psikolojik olarak iyileşmeyi engelleyen büyük bir hatadır. Yapılan araştırmalar, hiç bel ağrısı olmayan insanların bile MR’larında %60 oranında fıtık görüldüğünü kanıtlamıştır. Her fıtık ağrı yapmaz ve her ağrının sebebi fıtık değildir. MR sadece bir fotoğraftır; asıl önemli olan hastanın muayenesidir. Sadece kağıt üzerindeki yazıya odaklanıp hayatı kısıtlamak, “kinezyofobi” yani hareket korkusu yaratır ve ağrıyı kronikleştirir.

İnternetten Rastgele Egzersiz Yapmak

“Bel fıtığına iyi gelen 5 hareket” başlıklı videolara tıklayıp, oradaki hareketleri bilinçsizce uygulamak faydadan çok zarar getirir. Her bel ağrısının mekaniği farklıdır. Kiminin öne eğilmesi yasaktır, kiminin arkaya esnemesi. Komşunuza iyi gelen bir egzersiz, sizin fıtığınızı daha da sıkıştırabilir. Egzersiz bir ilaçtır; dozu, şekli ve zamanlaması kişiye özel ayarlanmalıdır. Uzman bir fizyoterapist analizi olmadan yapılan egzersizler, yangına körükle gitmek gibidir.

Sadece Ağrı Kesicilere Sığınmak

Ağrı kesici ilaçlar veya kas gevşeticiler, vücudun “yangın alarmını” susturur ama yangını söndürmez. Belinizde mekanik bir sıkışma, kayma veya kilitlenme varken sadece ilaç içip ağrının geçmesini beklemek, sorunu halının altına süpürmektir. İlacın etkisi geçtiğinde ağrı geri gelir, çünkü mekanik sorun orada duruyordur. Mekanik sorunların çözümü kimyasal (ilaç) değil, mekanik (manuel terapi) olmalıdır.

Ergonomiyi ve Günlük Alışkanlıkları Değiştirmemek

Tedavi görüyor olabilirsiniz, en iyi doktorlara gidiyor olabilirsiniz. Ancak klinikten çıktıktan sonra yine o kötü sandalyede 8 saat kambur oturuyor, telefona bakarken boynunuzu büküyor veya yerden yükü dizlerinizi kırmadan alıyorsanız, iyileşmeniz mümkün değildir. Ağrıyı yaratan alışkanlıkları değiştirmeden, sadece tedaviye bel bağlamak, delik kovaya su doldurmaya benzer. İyileşme, yaşam tarzı değişikliği ile başlar.

Tedaviyi Ertelemek ve “Geçer” Diye Beklemek

“Yel girmiştir”, “ters yattım geçer” diyerek haftalarca beklemek, akut (yeni) bir ağrının kronikleşmesine (yerleşmesine) neden olur. Vücut ağrıya alıştıkça, beyin ağrı yollarını daha hassas hale getirir. Erken dönemde 3-5 seansta çözülebilecek bir problem, ertelendiğinde aylar süren zorlu bir tedavi sürecine dönüşebilir.

Doğrusu Nedir? Uzmanlık ve Bütüncül Yaklaşım

Hatalardan kaçınmak kadar, doğru adresi bulmak da önemlidir. Bel ve boyun ağrılarının tedavisinde, sadece ağrıyan bölgeye değil, vücudun bütününe bakan, bilimsel ve kanıta dayalı yöntemler kullanan uzmanlar tercih edilmelidir. Bu alanda Türkiye’nin en yetkin ve donanımlı isimlerinden biri olan Uzm. Fzt. Zafer Aksungur, hastalarına yaklaşımıyla bu hataların önüne geçmektedir.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümündeki parlak öğrencilik yıllarını (2000-2005) akademik başarı ödülleriyle taçlandıran Zafer Aksungur, mesleğe adım attığı 2006 yılından bu yana “doğru tedavi”nin savunucusu olmuştur. Onu standart bir terapistten ayıran en önemli özellik, bilgiye olan açlığı ve uluslararası vizyonudur.

Zafer Aksungur, 2010-2016 yılları arasında ABD New York’ta bulunan ve manuel terapinin dünyadaki en saygın merkezlerinden biri olan “Hands on Seminars” bünyesinde ileri düzey eğitimlerini tamamlamıştır. Sadece öğrenci olmakla kalmayıp, bu prestijli kurumda eğitmenlik yaparak, bilgisini ve el becerisini dünya standartlarına taşımıştır. Yanlış müdahalelerin aksine, Aksungur’un uyguladığı manuel terapi teknikleri güvenli, anatomik sınırlara saygılı ve bilimseldir.

Spine Approach: Hataya Yer Bırakmayan Yöntem

Bel ve boyun ağrılarında en büyük hata, sorunun kaynağını yanlış yerde aramaktır. Zafer Aksungur, 2020 yılında mentoru Ezdeşir Kemali ile hazırladığı “Omurga’da Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri” çalışmasıyla, ağrıların kökenindeki gizli sebepleri ortaya koymuştur.

Bu birikimin üzerine, 2021 yılında kendi geliştirdiği “Spine Approach” (Omurga Yaklaşımı) yöntemini inşa etmiştir. Aksungur’un vurguladığı gibi; “Bu bir konsept kursu değil, bir yöntem kursudur.” Yedi modül ve on yedi günden oluşan bu kapsamlı sistem, omurganın ortopedik patolojilerine yönelik en etkili ve bilimsel teknikleri tek çatı altında toplar.

Zafer Aksungur, Spine Approach yöntemiyle hastayı değerlendirirken; MR görüntüsüne değil, hastanın fonksiyonuna bakar. Rastgele egzersiz değil, kişiye özel ve aşamalı egzersiz reçetesi yazar. Sadece ağrıyı kesmeyi değil, ağrıyı yaratan mekaniği düzeltmeyi hedefler. Hastaya “yat dinlen” demez, “doğru hareket etmeyi” öğretir.

Sağlığınızı Şansa Bırakmayın

Bel ve boyun ağrısı, hayat kalitenizi düşüren zorlu bir süreçtir. Bu süreçte yapacağınız hatalar, bedelini vücudunuzun ödeyeceği kalıcı hasarlara dönüşebilir. Sağlığınız, deneme yanılma tahtası değildir.

Uzm. Fzt. Zafer Aksungur’un uluslararası tecrübesi, bilimsel temelli “Spine Approach” yöntemi ve hastayı merkeze alan bütüncül yaklaşımı, sizi hatalardan koruyarak en doğru ve güvenilir tedaviye ulaştırır. Ağrılarınızdan kurtulmak için kulaktan dolma bilgilere değil, bilimin ve tecrübenin ışığına güvenin. Unutmayın, doğru ellerde şifa, tesadüf değildir.