Sabahları yataktan kalkarken dizlerinizde hissettiğiniz o kaskatı tutukluk hissi, merdiven inip çıkarken duyduğunuz o rahatsız edici sürtünme sesleri ve uzun süre oturduktan sonra ilk adımı atarken yaşadığınız o keskin sızı… Eğer bu belirtiler hayatınızın bir parçası haline geldiyse, muhtemelen halk arasında diz kireçlenmesi olarak bilinen Gonartroz problemi ile karşı karşıyasınız demektir. İlerleyen yaş, fazla kilolar, geçmişte yaşanan spor yaralanmaları veya sadece genetik yatkınlık nedeniyle ortaya çıkabilen bu durum, birçok insan için hareket özgürlüğünün sonu gibi algılanır. Hastalar genellikle dizlerinin artık eskisi gibi olmayacağını, spor yapamayacaklarını ve er ya da geç ameliyat masasına yatacaklarını düşünerek büyük bir karamsarlığa kapılırlar. Oysa diz kireçlenmesi, çaresiz bir kader değil, doğru yönetildiğinde durdurulabilen ve etkileri büyük ölçüde geriye çevrilebilen mekanik bir süreçtir.
Günümüzde diz ağrılarından kurtulmak için en çok başvurulan yöntemler maalesef hala ağrı kesici ilaçlar, geçici rahatlama sağlayan kremler veya istirahattir. Ancak diz eklemi, vücudun tüm yükünü taşıyan dinamik bir köprüdür ve bu köprünün kolonlarındaki yapısal bir sorunu sadece ilaç içerek çözmek imkansızdır. Bu noktada, modern fizyoterapinin en doğal ve en etkili silahı olan manuel terapi devreye girer. Bu yazımızda, diz kireçlenmesinin altında yatan mekanik gerçekleri, hareketsizliğin dizlerinize nasıl daha fazla zarar verdiğini ve bıçak altına yatmadan önce manuel terapinin dizlerinize nasıl yeniden hayat verebileceğini derinlemesine inceleyeceğiz.
Diz eklemi, uyluk kemiği ile kaval kemiğinin buluştuğu noktadır. Bu iki kemiğin birbirine sürten yüzeyleri, pürüzsüz ve kaygan bir yapıya sahip olan eklem kıkırdağı ile kaplıdır. Kıkırdak dokusu, tıpkı bir arabanın amortisörü gibi hareket sırasındaki şokları emer ve kemiklerin birbirine zarar vermesini engeller. Ancak yıllar içinde yanlış duruş, aşırı yüklenme, zayıf kaslar veya travmalar nedeniyle bu kıkırdak dokusu aşınmaya, incelmeye ve saçaklanmaya başlar.
Kıkırdak inceldikçe eklem aralığı daralır. Vücut, bu daralmaya ve artan sürtünmeye tepki olarak, o bölgeye kalsiyum biriktirerek yeni kemik çıkıntıları oluşturur. İşte röntgen filmlerinde görülen ve kireçlenme olarak adlandırılan şey aslında bu kemiksi çıkıntılardır. Bu durum eklem içindeki sürtünmeyi daha da artırır, iltihaplanmaya yol açar ve o dayanılmaz ağrıları başlatır. Kısacası kireçlenme, vücudun bozulan bir mekaniği kendi çapında tamir etme çabasının ağrılı bir sonucudur.
Diz kireçlenmesi teşhisi konulan hastaların yaptığı en büyük hata, ağrıdan kaçmak için hareketi tamamen kesmektir. Yürüyüşler bırakılır, merdiven yerine asansör tercih edilir ve hasta sürekli oturma eğilimine girer. Bu koruma içgüdüsü son derece anlaşılır olsa da, diz sağlığı için yapılabilecek en büyük yanlıştır. Çünkü diz ekleminin üzerindeki yükü hafifleten asıl yapı kıkırdak değil, bacağın ön yüzünde bulunan devasa üst bacak kasıdır.
Siz hareket etmedikçe bu güçlü kaslar hızla erir ve zayıflar. Kaslar zayıfladığında, vücut ağırlığınızın tamamı doğrudan zaten aşınmış olan o zavallı kıkırdağın üzerine biner. Yük arttıkça kıkırdak daha çok aşınır, aşındıkça ağrı artar ve ağrı arttıkça siz daha az hareket edersiniz. Bu acımasız kısırdöngü, kireçlenmeyi hızlandıran en önemli faktördür. Ağrı kesici ilaçlar ise sadece beyninize giden alarm sesini kısar. Siz ilacın etkisiyle ağrıyı hissetmezken, eklem içindeki sürtünme ve tahribat tüm hızıyla devam eder. Çözüm, ağrıyı saklamakta değil, eklemin bozulan mekaniğini onarmaktadır.
Mekanik bir sorun, ancak mekanik bir müdahale ile çözülebilir. Manuel terapi, herhangi bir cihaz veya ilaç kullanmadan, tamamen uzman ellerle eklem ve kas dokusuna yapılan bilimsel bir onarım sanatıdır. Diz kireçlenmesinde manuel terapinin temel amacı, daralan eklem aralığını açmak ve diz kapağının hareket kabiliyetini geri kazandırmaktır.
Uzman bir fizyoterapist, diz eklemine uyguladığı özel traksiyon ve mobilizasyon teknikleriyle eklem yüzeylerini birbirinden nazikçe uzaklaştırır. Bu işlem, eklem içindeki basıncı anında düşürür ve kıkırdak dokusunun rahat bir nefes almasını sağlar. Basınç düştüğünde eklem içindeki sıvı dolaşımı artar, kıkırdağı besleyen ve onaran maddeler bölgeye hücum eder. Ayrıca, kireçlenme nedeniyle kısalmış ve sertleşmiş olan eklem kapsülü esnetilerek dizin bükülme ve açılma açısı artırılır. Hasta genellikle daha ilk seansın sonunda dizindeki o sıkışıklık hissinin azaldığını ve çok daha rahat adım attığını fark eder.
Diz eklemi gibi tüm vücut yükünü taşıyan kompleks bir yapıya müdahale etmek, sıradan bir masaj veya standart bir fizik tedavi protokolü ile başarıya ulaşamaz. Bu durum, derin bir anatomi bilgisi, kusursuz bir biyomekanik analiz yeteneği ve yılların getirdiği klinik el becerisi gerektirir. Bu alanda Türkiye sınırlarını aşan bilgi birikimi ve vizyonuyla tanınan Uzm Fzt Zafer Aksungur, diz kireçlenmesi tedavisine getirdiği yenilikçi ve bütüncül yaklaşımlarla adından sıkça söz ettirmektedir.
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümündeki parlak öğrencilik yıllarını lisans eğitimi boyunca aldığı birçok akademik başarı ödülü ile taçlandıran Zafer Aksungur, mesleğe çok sağlam bir temel ile başlamıştır. İki bin altı yılından bu yana aktif olarak ortopedik manuel terapi alanında çalışmakta olup, binlerce hastanın ameliyat masasından dönmesine ve ağrısız yaşama kavuşmasına rehberlik etmiştir.
Onu bu alanda gerçek bir referans noktası haline getiren asıl unsur, eğitimini ve vizyonunu uluslararası boyuta taşımasıdır. Zafer Aksungur, iki bin on ile iki bin on altı yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri New York şehrinde bulunan ve manuel terapinin dünyadaki en saygın merkezlerinden biri olan Hands on Seminars bünyesinde ileri düzey eğitimlerini tamamlamıştır. Sadece bir kursiyer olmakla kalmayıp, bu prestijli kurumda eğitmenlik yaparak, hem yurt içinde hem yurt dışında birçok meslektaşına hocalık yapmıştır. İki bin on beş yılından beri uluslararası geçerli manuel terapi kurslarında hoca olarak görev yapması, onun dokulara hükmetme konusundaki ustalığının en büyük kanıtıdır.
Zafer Aksungur, diz kireçlenmesi şikayetiyle kliniğine gelen bir hastayı değerlendirirken sadece ağrıyan dize odaklanmaz. Çünkü diz eklemi, kalça ile ayak bileği arasında yer alan ve onların hareketlerine bağımlı olan bir köprüdür. Eğer ayak tabanınızda bir basış bozukluğu varsa veya leğen kemiğinizde bir dengesizlik mevcutsa, dizinize binen yük asimetrik olacak ve kireçlenme kaçınılmaz hale gelecektir.
İki bin yirmi yılı içinde mentoru Ezdeşir Kemali ile beraber hazırladığı Omurgada Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri adlı çalışma, vücut dengesinin eklem sağlığı üzerindeki etkilerini bilimsel olarak ortaya koyar. Bu muazzam bilgi birikiminin üzerine, iki bin yirmi bir yılında kendi geliştirdiği Spine Approach yani Omurga Yaklaşımı yöntemini inşa etmiştir. Zafer Aksungur bu sistemin önemini vurgularken bunun bir konsept kursu değil bir yöntem kursu olduğunu belirtir. Yedi modül ve on yedi günden oluşan bu kapsamlı sistem, diz problemini vücudun bütünü içindeki mekanik zincirle birlikte ele alarak çözer.
Zafer Aksungur kliniğinde uygulanan diz kireçlenmesi tedavisi, hastanın yaşına, kireçlenmenin seviyesine ve günlük yaşam aktivitelerine göre tamamen kişiye özel olarak planlanır. Süreç genellikle şu aşamalardan oluşur.
Birinci aşamada detaylı bir postür ve yürüyüş analizi yapılarak dize aşırı yük bindiren mekanik sapmalar tespit edilir. İkinci aşamada manuel terapi teknikleri devreye girer. Kilitlenmiş olan diz kapağı serbestleştirilir, daralan eklem aralığı özel traksiyon manevralarıyla açılır ve eklem sıvısının dolaşımı uyarılır. Üçüncü aşamada ise yumuşak doku çalışmaları yapılır. Kireçlenme nedeniyle spazma giren arka bacak kasları ve baldır kasları gevşetilerek dizin arkasındaki gerginlik alınır.
Dördüncü ve en hayati aşama ise stabilizasyon ve yeniden kuvvetlendirmedir. Spine Approach prensiplerine sadık kalınarak, dize yük bindirmeden üst bacak ve kalça kasları özel klinik egzersizlerle adeta çelik bir korse gibi güçlendirilir. Bu sayede manuel terapi ile elde edilen iyilik hali kalıcı hale getirilir.
Diz kireçlenmesi, hayatınızın sonbaharında bir köşeye çekilip hareketsiz kalmanızı gerektiren bir durum değildir. Kemiklerinizin yaşlanması, sizin de yaşlanmanız anlamına gelmez. Vücudunuzun bozulan biyomekaniğini yeniden hizalayarak, kaslarınızı uyandırarak ve eklemlerinize ihtiyaç duyduğu o nefes alma payını vererek ağrısız ve aktif bir yaşama geri dönebilirsiniz.
Uzm Fzt Zafer Aksungur engin uluslararası tecrübesi, bilimsel temellere dayanan Spine Approach yöntemi ve hastayı parçalara ayırmadan bir bütün olarak ele alan şefkatli yaklaşımıyla, dizlerinizdeki o ağır yükü kaldırmak için size en güvenilir desteği sunmaktadır. Ağrı kesicilerin uyuşturucu etkisine sığınmak veya geri dönüşü olmayan cerrahi müdahalelere aceleyle karar vermek yerine, bedeninize manuel terapinin o iyileştirici dokunuşuyla bir şans verin. Unutmayın, sağlıklı ve güçlü dizler, sizi hayallerinize taşıyan en değerli araçlarınızdır. Bedeni doğru anlamak ve doğru ellerle onarmak, size o çok özlediğiniz ağrısız adımları geri verecektir.
Zafer Aksungur’a ulaşmak, randeu almak, eğitimlerle ilgili bilgi sahibi olmak için bizi arayın.