Hastaneden hastaneye dolaşıp, elinizde onlarca tahlil ve MR sonucuyla eve döndüğünüzü hayal edin. Her sonuç “temiz” çıkıyor, doktorlar “bir şeyiniz yok” diyor ama siz her sabah sanki üzerinizden bir kamyon geçmiş gibi dayak yemişçesine uyanıyorsunuz. Çevrenizdekiler, hatta bazen en yakınlarınız bile durumunuzu psikolojik sanıyor, belki de nazlandığınızı düşünüyor. “Hastalık hastası” yaftası yemek, çektiğiniz fiziksel acıdan daha çok canınızı yakıyor olabilir. İşte fibromiyalji hastalarının maalesef çok iyi bildiği o kısır döngü budur. Peki, tahlillerde görünmeyen bu ağrı hayal ürünü mü? Kesinlikle hayır. Fibromiyalji, modern tıbbın en karmaşık ama en gerçek sendromlarından biridir ve doğru yaklaşımla yönetilebilir.
Bu yazımızda, yıllarca “görünmez hastalık” olarak adlandırılan fibromiyaljinin aslında ne olduğunu, sinir sistemindeki bilimsel mekanizmasını ve bu karmaşık tabloyu çözmek için fizyoterapinin sunduğu bütüncül çözümleri ele alacağız.
Fibromiyaljiyi sadece “her yerim ağrıyor” diyerek tanımlamak yetersiz kalır. Bu sendrom, vücudun genel bir enerji krizidir. Hastaların çoğu sabahları hiç uyumamış gibi yorgun kalkar. “Fibro-sis” denilen beyin sisi, konsantrasyonu zorlaştırır, unutkanlık yapar. Bağırsak problemleri, çene sıkma, tahammülsüzlük ve depresif ruh hali tabloya eşlik eder.
Vücut sürekli ağrı ile mücadele ettiği için, enerji rezervlerini hızla tüketir. Bu da hastayı sürekli bitkin, isteksiz ve mutsuz bir hale sürükler. Bu durum bir karakter özelliği değil, fizyolojik bir tükenmişliktir.
Fibromiyalji hastaları genellikle romatoloji, fizik tedavi, nöroloji ve psikiyatri klinikleri arasında mekik dokur. Çoğu zaman reçete edilen ağrı kesiciler, kas gevşeticiler veya antidepresanlar semptomları bir miktar baskılasa da, altta yatan “alarm bozukluğunu” tam olarak düzeltmez. İlaçlar kimyasal bir müdahaledir ancak fibromiyalji aynı zamanda mekanik ve yaşam tarzı kaynaklı bir sorundur. Hareketsiz kalan, sürekli ağrıdan korktuğu için kendini kasan bir vücut, iyileşme sinyallerini üretemez.
İşte bu noktada, ilacın bittiği yerde fizyoterapi ve manuel terapi devreye girer. Ancak burada bahsedilen, standart bir “elektrik bağlama” tedavisi değildir. Fibromiyalji, hastaya dokunmayı, onu dinlemeyi ve vücudunu bütüncül olarak analiz etmeyi gerektirir.
Zafer Aksungur’un klinik yaklaşımında en önemli ayaklardan biri de “Kinezyofobi”yi yani hareket korkusunu yenmektir. Fibromiyalji hastaları, hareket edince ağrılarının artacağını düşünerek kendilerini kısıtlarlar. Oysa doğru dozda, kişiye özel planlanmış egzersiz, fibromiyaljinin en güçlü ilacıdır.
Vücut hareket ettikçe, doğal ağrı kesicilerimiz olan endorfinleri salgılar. Ancak bu süreç, bir uzman gözetiminde, bebek adımlarıyla başlamalıdır. Zafer Aksungur ve ekibi, manuel terapi ile vücudu harekete hazırladıktan sonra, kişiye özel egzersiz reçeteleri ile kalıcı iyileşmenin kapısını aralar.
Fibromiyalji gerçek bir hastalıktır, evet. Ama “bununla yaşamaya mahkumsun” cümlesi gerçek değildir. Ağrılarınız görünmez olabilir ama tedavisi görünür ve bilimseldir. Doğru tanı, sabırlı bir süreç ve işinin ehli bir uzmanla bu sisli yoldan çıkmak mümkündür.
Uzm. Fzt. Zafer Aksungur’un bilimsel, kanıta dayalı ve insana değer veren bütüncül yaklaşımı, fibromiyalji ile olan savaşınızda en büyük desteğiniz olabilir. Vücudunuz size küsmüş olabilir, ama doğru dokunuşlarla onunla barışmak sizin elinizde. Ağrısız, enerjik ve mutlu sabahlara uyanmak hayal değil; doğru planlanmış bir tedavinin sonucudur.
Zafer Aksungur’a ulaşmak, randeu almak, eğitimlerle ilgili bilgi sahibi olmak için bizi arayın.