Elinizi kalçanızın yan tarafına götürdüğünüzde hissettiğiniz o derin sızı, uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkarken kaba etinize saplanan o bıçak gibi ağrı ya da yürürken bacağınızın arkasına doğru yayılan o rahatsız edici çekilme hissi… Çoğu insan bu belirtileri yaşadığında, sorunun doğrudan kalça ekleminde, kalça kemiğinde veya o bölgedeki kaslarda olduğunu düşünür. Hemen kalça egzersizleri aranır, o bölgeye sıcak su torbaları konur veya sadece o bölgeye odaklanan tedaviler uygulanır. Ancak aylar süren çabalara rağmen ağrı bir türlü geçmez, hatta bazen artarak devam eder. Peki, size sorunun aslında kalçanızda hiç olmadığını, suçlunun çok daha yukarılarda, bel omurlarınızda saklandığını söylesek? Tıbbi literatürde “Yansıyan Ağrı” olarak bilinen bu durum, kas-iskelet sistemi problemlerinin en büyük yanılgısıdır. Kalça ağrısı şikayetiyle gelen hastaların çok büyük bir kısmında, asıl kaynak bel fıtığı, bel kayması veya faset eklem sendromu gibi omurga kaynaklı problemlerdir.
Vücudumuzda “burası bel, şurası kalça” diye kesin çizgilerle ayrılmış sınırlar yoktur. Özellikle sinir sistemi söz konusu olduğunda, bel ve bacaklar tek bir elektrik hattı gibi çalışır. Bel omurlarımızdan (özellikle L4, L5 ve S1 seviyelerinden) çıkan sinir kökleri, birleşerek siyatik siniri oluşturur ve kalçanın tam ortasından geçerek bacağa, oradan da ayağa kadar uzanır.
Eğer belinizdeki bir disk fıtıklaşarak veya kireçlenme nedeniyle bu sinir köklerine, daha omurilikten çıktığı noktada baskı yaparsa, beyin bu ağrıyı sinirin ucu olan kalçada veya bacakta hisseder. Yani kablonun santralde sıkışması, lambanın yanıp sönmesine neden olur ama biz sorunu lambada ararız. İşte “Çoğu kişinin atladığı detay” tam olarak budur. Hasta “Belim hiç ağrımıyor, sadece kalçam ağrıyor” diyebilir. Ancak bel fıtığı, bel ağrısı yapmadan sadece kalça ağrısı yapabilir.
Bu ayrımı yapmak, tedavinin kaderini belirler. Peki, vücudunuz size hangi sinyalleri veriyor?
Gerçek Kalça Problemleri (Eklem Kaynaklı): Genellikle ağrı “kasık” bölgesinde hissedilir. Çorap giyerken, bağdaş kurarken veya bacak bacak üstüne atarken kasıkta keskin bir batma olur. Kalça eklemi hareketleri (özellikle içe çevirme) kısıtlı ve ağrılıdır.
Bel Kaynaklı (Yansıyan) Kalça Ağrısı: Ağrı genellikle kalçanın “arka tarafında” (kaba et), yan tarafında veya bacağın arkasına doğru yayılan tarzdadır. Oturmakla, öksürmekle veya ıkınmakla artabilir. Bel hareketleri (öne eğilme gibi) kalçadaki ağrıyı tetikler. Uyuşma veya karıncalanma eşlik edebilir.
Eğer kalçanız ağrıyor ama sorunun kaynağı belinizse, kalçaya yapılacak iğneler, masajlar veya protez ameliyatları sorunu çözmeyecektir. Sorun yukarıdadır ve çözüm de orada aranmalıdır.
Bu karmaşık tabloyu çözmek, sadece MR görüntülerine bakarak yapılabilecek bir iş değildir. MR, o anki fotoğrafı çeker ama ağrının hangisinden kaynaklandığını söylemez. Bunu ayırt edecek olan, detaylı bir manuel değerlendirme, klinik testler ve hastanın hikayesini bir dedektif gibi dinleyen uzman bir fizyoterapisttir.
Mekanik bir sorunu (sinir sıkışması veya eklem blokajı) ilaçla çözmek mümkün değildir. Sıkışan siniri kurtarmak, kilitlenen beli açmak ve kalçadaki spazmı çözmek için “Manuel Terapi” en etkili, kanıta dayalı yöntemdir.
Konu “Kalça ağrısı belden mi geliyor?” sorusu olduğunda, Zafer Aksungur’un yaklaşımı tam da bu sorunun cevabını içinde barındırır. Çünkü Aksungur, kalçayı omurgadan bağımsız düşünmez.
2020 yılı içinde mentoru Ezdeşir Kemali ile beraber hazırladığı “Omurga’da Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri” adlı çalışma, beldeki dengesizliklerin (instabilite) nasıl kalça ve bacak ağrılarına yol açtığını bilimsel olarak ortaya koyar. Bu birikimin üzerine, 2021 yılında kendi konsepti olan “Spine Approach” (Omurga Yaklaşımı) eğitimlerini ve tedavi protokolünü oluşturmuştur.
Spine Approach, omurganın ortopedik patolojilerine yönelik, bugüne kadar öğrendiği ve uyguladığı en etkili, bilimsel olarak ispatlı ve uygulanabilir tekniklerin tek çatı altında toplandığı bir sistemdir. Zafer Aksungur’un da özellikle vurguladığı gibi; “Bu bir konsept kursu değil, bir yöntem kursudur.” Yedi modül ve on yedi günden oluşan bu kapsamlı eğitim ve tedavi yaklaşımı, hastaya “bütüncül” bakmayı esas alır.
Zafer Aksungur’un kliniğinde, kalça ağrısı şikayetiyle gelen bir hasta için süreç şu şekilde işler:
Ayırıcı Tanı: Özel manuel testlerle ağrının kaynağı netleştirilir. Sorun belde mi, kalçada mı, yoksa sakroiliak eklemde mi? Omurga Tedavisi: Eğer kaynak bel ise, “Spine Approach” yöntemleriyle bel omurlarına yönelik mobilizasyon ve traksiyon işlemleri yapılır. Sinir kökü üzerindeki baskı manuel olarak azaltılır. Kalça ve Pelvis Dengesi: Beldeki sorun genellikle leğen kemiği (pelvis) dengesini de bozar. Manuel terapi ile pelvis hizalanır, kalça kaslarındaki spazmlar çözülür. Kişiye Özel Egzersiz: Zafer Aksungur, hastalarına standart kağıtlar vermek yerine, her fizyoterapiste kazandırmayı hedeflediği “kendisine has bakış açısı” ile hastasına özel egzersiz reçetesi yazar. Bu egzersizler, omurganın stabilitesini sağlayarak ağrının tekrar etmesini önler.
Kalçanızdaki ağrı, vücudunuzun size oynadığı bir oyun olabilir. Bu oyunu bozmak ve ağrının gerçek kaynağını bulmak, iyileşmenin tek yoludur. “Kalçam ağrıyor” diyerek sadece kalçanızı tedavi ettirmekle zaman kaybetmeyin.
Uzm. Fzt. Zafer Aksungur’un uluslararası tecrübesi, bilimsel temelli “Spine Approach” yöntemi ve bütüncül bakış açısı, bu karmaşık bulmacayı çözmek için size en güvenilir rehberliği sunmaktadır. Ağrısız adımlar atmak ve yaşam kalitenizi geri kazanmak için, sorunun kaynağına inen profesyonel ellerde şifayı arayın. Unutmayın, doğru tedavi, doğru teşhisle başlar.
Zafer Aksungur’a ulaşmak, randeu almak, eğitimlerle ilgili bilgi sahibi olmak için bizi arayın.