Sabahları yataktan kalkarken belinizde hissettiğiniz o tatsız tutukluk, gün ortasında bilgisayar ekranına bakarken sırtınıza saplanan o sinsi ağrı veya akşam koltuğa yığıldığınızda boynunuzdan omuzlarınıza yayılan o ağır yük hissi… Hepimiz bu senaryoların en az birini, belki de hepsini her gün yaşıyoruz. Modern yaşamın bize sunduğu konfor, ne yazık ki bedenimizin en temel yapısına, yani omurgamıza kestiği ağır bir faturaya dönüşüyor. Bir blog yazarı olarak kendi deneyimlerimden ve çevremdeki insanların şikayetlerinden yola çıkarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, omurga sağlığımızı ancak onu kaybettiğimizde hatırlıyoruz. Oysa bedenimizin bu muazzam taşıyıcı direği, sadece üzerine yük bindiğinde değil, her nefes alışımızda, her adımımızda bizimle birlikte çalışıyor.
Onu korumak ve güçlendirmek, karmaşık aletler veya saatler süren ağır antrenmanlar gerektirmez. Günlük rutininize ekleyeceğiniz birkaç basit, bilinçli ve düzenli egzersiz, omurganızın ömrünü uzatmakla kalmaz, yaşam kalitenizi de zirveye taşır. Bu yazımda, omurganızı esnetecek, kaslarınızı güçlendirecek ve size o özlediğiniz dik duruşu geri kazandıracak günlük egzersiz önerilerini ve bu süreçte uzman desteğinin neden hayati bir rol oynadığını sizlerle paylaşacağım.
Omurgamız, üst üste dizilmiş kemiklerden ibaret cansız bir sütun değildir. O, içinde beynimizden tüm vücudumuza dağılan sinir ağını barındıran, etrafı güçlü bağlar ve kaslarla örülmüş dinamik bir yapıdır. Yandan bakıldığında dümdüz değil, hafif kıvrımlı bir S harfi şeklindedir. Boyun ve bel bölgemizde içe doğru, sırt ve kuyruk sokumu bölgemizde ise dışa doğru doğal kavisler bulunur. Bu kavisler, yürürken, koşarken veya zıplarken yerçekiminin yarattığı şok dalgalarını emmek için tasarlanmış mükemmel amortisörlerdir.
Ancak masa başında saatlerce iki büklüm oturmak, sürekli telefona bakmak için başımızı öne eğmek veya ağır bir eşyayı yanlış bir açıyla kaldırmak, bu kusursuz mimariyi yavaş yavaş tahrip eder. Diskler arası mesafe daralır, omurları tutan kaslar zayıflar ve omurga o doğal S şeklini kaybederek düzleşmeye veya daha fazla kamburlaşmaya başlar. İşte tam bu noktada, o taşıyıcı kolonları destekleyen kasları uyandırmak zorundayız.
Omurgamızdaki disklerin, vücudumuzdaki diğer dokular gibi kan damarlarıyla beslenme lüksü yoktur. Onlar, hareket ettikçe beslenen süngerimsi yapılardır. Omurganız esnediğinde diskler içindeki atık sıvıları dışarı atar, basınç kalktığında ise taze ve besleyici sıvıları içine çeker. Sürekli oturduğunuzda veya hareketsiz kaldığınızda bu difüzyon işlemi durur. Diskler susuz kalır, kurur ve zamanla fıtıklaşmaya yatkın hale gelir.
Dolayısıyla, omurga sağlığı için egzersiz yapmak sadece kas yapmak demek değildir; disklerinize ihtiyaç duydukları suyu ve besini vermektir. Günde sadece yirmi dakikanızı ayırarak yapacağınız hareketler, omurganızın paslanmasını önleyen en doğal yağlama işlemidir.
Şimdi gelin, hiçbir ekipmana ihtiyaç duymadan, evinizin konforunda veya ofiste verdiğiniz küçük bir molada bile rahatlıkla uygulayabileceğiniz o hayat kurtaran egzersizlere yakından bakalım.
Omurgayı dik tutan derin kasları güçlendirmek için en güvenli ve etkili hareketlerden biridir. Yine dört ayak üzerindeyken, karın kaslarınızı sıkarak belinizin düzlüğünü koruyun. Sağ kolunuzu ileriye doğru düz bir şekilde uzatırken, aynı anda sol bacağınızı da geriye doğru dümdüz uzatın. Vücudunuzun yere paralel, dümdüz bir çizgi halinde olmasına dikkat edin. Bu pozisyonda üç saniye kadar dengede kalarak bekleyin ve başlangıç pozisyonuna dönün. Ardından sol kol ve sağ bacak ile aynı hareketi tekrarlayın. Her iki taraf için onar tekrar yapmak, omurganızın etrafındaki o doğal korseyi güçlendirecek ve belinize binen yükü hafifletecektir.
Özellikle gün sonunda belinizde biriken stresi ve gerginliği atmak için harika bir gevşeme yöntemidir. Dizlerinizin üzerine oturun, kalçanızı topuklarınıza doğru yaslayın ve kollarınızı ileriye doğru uzatarak gövdenizi yere yaklaştırın. Alnınızı yere dayayın ve kollarınızı uzatabildiğiniz kadar ileri uzatarak sırtınızdaki ve belinizdeki o tatlı uzamayı hissedin. Bu pozisyonda derin nefesler alarak yaklaşık otuz saniye ile bir dakika arasında bekleyin. Bu hareket, kısalmış ve spazma girmiş bel kaslarınızı pamuk gibi yumuşatacaktır.
Sürekli oturmaktan zayıflayan kalça kaslarını uyandırmak ve bel omurlarını desteklemek için vazgeçilmez bir egzersizdir. Sırtüstü yere yatın, dizlerinizi bükün ve ayak tabanlarınızı kalça genişliğinde yere basın. Kollarınızı gövdenizin yanına uzatın. Nefes verirken karın ve kalça kaslarınızı sıkarak kalçanızı yavaşça tavana doğru kaldırın. Omuzlarınızdan dizlerinize kadar düz bir çizgi oluşturduğunuzda iki saniye bekleyin ve yavaşça kalçanızı tekrar yere indirin. Bu hareketi on beş tekrar olacak şekilde üç set halinde yapabilirsiniz. Kalça kaslarınız güçlendikçe, belinize binen yükün nasıl azaldığına inanamayacaksınız.
Egzersiz yaparken altın kural, vücudunuzu dinlemektir. Bu hareketlerin amacı size acı vermek değil, sizi rahatlatmaktır. Hareketler sırasında eğer keskin, batıcı veya uyuşma yaratan bir ağrı hissederseniz egzersizi derhal bırakmalısınız. Hareketleri hızlı ve savurarak değil, son derece yavaş, kontrollü ve nefesinizle uyumlu bir şekilde yapmalısınız. Nefesinizi tutmak, kaslarınızın daha çok gerilmesine neden olur. Ayrıca bu egzersizlerin faydasını görmek istiyorsanız, en önemli anahtar kelime sürekliliktir. Haftada bir gün ağır bir antrenman yapmaktansa, her gün yirmi dakika bu rutinleri uygulamak omurganız için çok daha kıymetlidir.
İnternette bulduğunuz egzersizler genel sağlığı korumak için harikadır. Ancak eğer omurganızda halihazırda bir fıtık, ileri derece bir kireçlenme, boyun düzleşmesi veya skolyoz gibi yapısal bir sorun varsa, bu egzersizleri kendi başınıza bilinçsizce yapmanız yarardan çok zarar getirebilir. Kilitlenmiş bir eklemi veya yanlış kaynamış bir postürü sadece egzersizle düzeltmek mümkün değildir. Bozulan mekaniği onarmak, dokuları serbest bırakmak ve bedene doğru hareketi yeniden öğretmek için uzman bir elin dokunuşuna ihtiyaç duyarsınız.
Bu alanda Türkiye sınırlarını aşan bilgi birikimi, derin anatomi hakimiyeti ve vizyoner bakış açısıyla tanınan Uzm Fzt Zafer Aksungur, omurga sağlığı ve egzersiz reçetelenmesi konusunda başvurabileceğiniz en güvenilir isimlerden biridir. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümündeki parlak öğrencilik yıllarını lisans eğitimi boyunca aldığı birçok akademik başarı ödülü ile taçlandıran Zafer Aksungur, mesleğe çok sağlam ve bilimsel bir temel ile başlamıştır. İki bin altı yılından bu yana aktif olarak ortopedik manuel terapi alanında çalışmakta olup, binlerce hastanın omurga kaynaklı ağrılarına kalıcı çözümler sunmuş ve onlara hareket özgürlüklerini geri vermiştir.
Onu bu alanda bir referans noktası ve gerçek bir otorite haline getiren asıl unsur ise, eğitimini ve vizyonunu uluslararası arenaya taşımasıdır. Zafer Aksungur, iki bin on ile iki bin on altı yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri New York şehrinde bulunan ve manuel terapinin dünyadaki en saygın eğitim merkezlerinden biri olan Hands on Seminars bünyesinde ileri düzey eğitimlerini tamamlamıştır. Sadece bir kursiyer olmakla kalmayıp, bu prestijli kurumda eğitmenlik yaparak, hem yurt içinde hem yurt dışında birçok meslektaşına hocalık yapmıştır. İki bin on beş yılından beri uluslararası geçerli manuel terapi kurslarında hoca olarak görev yapması, onun dokulara hükmetme ve bedeni okuma konusundaki eşsiz yeteneğinin en büyük kanıtıdır.
Zafer Aksungur, hastalarına yaklaşırken asla herkese aynı standart egzersiz kağıdını verip göndermez. Çünkü o, her omurganın parmak izi gibi benzersiz olduğunu çok iyi bilir. İki bin yirmi yılı içinde mentoru Ezdeşir Kemali ile beraber hazırladığı Omurgada Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri adlı çalışma, bu bütüncül ve bilimsel bakışın temelini oluşturur.
Bu muazzam bilgi birikiminin üzerine, iki bin yirmi bir yılında kendi geliştirdiği Spine Approach yani Omurga Yaklaşımı yöntemini inşa etmiştir. Zafer Aksungur bu sistemin önemini vurgularken bunun bir konsept kursu değil bir yöntem kursu olduğunu özellikle belirtir. Bu yöntem dahilinde, önce manuel terapi ile omurganızdaki kısıtlılıklar ve mekanik kilitler nazikçe açılır. Sorunun asıl kaynağı bulunduktan sonra, size ve sadece sizin omurganızın ihtiyacına yönelik en güvenli egzersiz programı klinik ortamda öğretilir. Böylece bedeniniz, o kısırdöngüden çıkarak kendi kendini iyileştirme gücüne kavuşur.
Hayat, ağrı çekerek ve hareket etmekten korkarak yaşamak için çok kısa. Omurganız, sizi hayata bağlayan, dünyayı omuzlamanızı sağlayan en değerli köprünüzdür. Günlük egzersizleri bir angarya olarak değil, bedeninize sunduğunuz bir teşekkür armağanı olarak görün. Sabahları yataktan dinç kalkmak, çocuklarınızla rahatça oyun oynamak veya masa başında ağrısız bir şekilde çalışabilmek sizin elinizde.
Uzm Fzt Zafer Aksungur engin uluslararası tecrübesi, bilimsel temellere dayanan Spine Approach yöntemi ve hastayı parçalara ayırmadan bir bütün olarak ele alan şefkatli yaklaşımıyla, bu yolculukta size rehberlik etmek için en doğru adrestir. Bedeninizin sesini dinleyin, profesyonel destekle omurganızı şımartın ve hayatı dimdik, özgürce yaşamaya bugünden başlayın.
Dilerseniz bu egzersizleri ofis ortamına uyarlayabileceğiniz daha pratik yöntemler hakkında da size bilgi verebilirim, ne dersiniz?
Zafer Aksungur’a ulaşmak, randeu almak, eğitimlerle ilgili bilgi sahibi olmak için bizi arayın.