Uzm. Fzt. Zafer Aksungur

Bel Fıtığı Olanlar Hangi Hareketlerden Kaçınmalı? Omurganızı Riske Atmayın

Bel fıtığı teşhisi konulduğunda, hayat bir anda mayın tarlasında yürümeye benzer bir hale gelebilir. Eskiden düşünmeden yaptığınız en basit hareketler bile, “Acaba şimdi ağrıyacak mı?”, “Fıtığım patlar mı?”, “Felç olur muyum?” gibi korkulu sorularla gölgelenir. Ayakkabınızı bağlamak, yere düşen anahtarı almak veya market poşetlerini taşımak gibi günlük rutinler, birer endişe kaynağına dönüşür. Bu korku, hastaları genellikle iki uç noktaya savurur: Ya tamamen hareketsizleşip yatağa bağımlı kalırlar ya da “bir şey olmaz” diyerek kendilerini zorlayıp durumu daha da kötüleştirirler. Oysa bel fıtığı ile yaşamak, ne hareketsiz kalmayı ne de dikkatsiz olmayı gerektirir. Önemli olan, omurganın biyomekaniğine saygı duymak ve ona zarar veren “yasaklı” hareketleri hayatımızdan çıkarmaktır.

Bel fıtığı, omurlar arasındaki diskin dışarı taşarak sinirlere baskı yapması durumudur. Bu baskı, mekanik bir sorundur ve bazı hareketler bu mekanik baskıyı artırırken, bazıları azaltır. Bu yazımızda, fıtığınızı tetikleyen, iyileşme sürecini baltalayan ve kesinlikle kaçınmanız gereken hareketleri, bunların anatomik nedenlerini ve doğru hareket bilincini kazanmak için uzman desteğinin önemini derinlemesine inceleyeceğiz.

Öne Eğilme: Diskin En Büyük Düşmanı

Bel fıtığı olanların yapmaktan en çok kaçınması gereken, ancak günlük hayatta en sık tekrarlanan hata, dizleri kırmadan belden öne doğru eğilmektir (Fleksiyon). Bu hareketin anatomik olarak neden tehlikeli olduğunu şöyle açıklayabiliriz: Omurlar arasındaki disk, içi jöle dolu bir yastık gibidir. Siz öne doğru eğildiğinizde, omurların ön kısmı birbirine yaklaşır ve diski sıkıştırır. Bu sıkıştırma kuvveti, diskin içindeki jöleyi (nükleus pulposus) arkaya doğru, yani tam da sinirlerin geçtiği kanala doğru iter. Diş macunu tüpünü ortasından sıktığınızda macunun arkaya gitmesi gibi, öne eğilmek de fıtığı sinire doğru iter.

Bu yüzden yerden bir şey alırken, lavaboda yüzünüzü yıkarken veya yatağınızı düzeltirken asla bacaklarınızı düz tutup belinizi bükmeyin. Bunun yerine “Hip Hinge” denilen kalça hareketini kullanın. Dizlerinizi kırın, kalçanızı dışarı çıkarın ve gövdenizi bir bütün olarak, omurganın düzlüğünü bozmadan eğin. Yükü beliniz değil, güçlü bacak kaslarınız taşısın.

Dönme ve Kaldırma Kombinasyonu: Ölümcül Hata

Eğer bel fıtığı için “en tehlikeli hareket nedir?” diye sorulsa, cevap şüphesiz “rotasyonlu kaldırma” olurdu. Yani, elinizde bir ağırlık varken gövdenizi sağa veya sola döndürmek. Örneğin, market poşetini arabanın bagajından alıp yana dönerek yere koymak veya çocuğu kucaklayıp arkaya dönmek.

Omurgamızdaki diskler, dikey yüklere karşı inanılmaz derecede dayanıklıdır. Ancak “makaslama” dediğimiz dönme kuvvetlerine karşı oldukça savunmasızdır. Disklerin dış çeperi (anulus fibrosus), dönme hareketi sırasında lif lif ayrılabilir. Bir de bunun üzerine ağırlık eklendiğinde, disk içindeki basınç %400 oranında artar. Bu durum, iyileşmekte olan bir fıtığın tekrar yırtılmasına veya yeni bir fıtığın oluşmasına neden olabilir. Bir şeyi yana koymanız gerekiyorsa, belinizi döndürmeyin; ayaklarınızla adım alarak tüm vücudunuzla o yöne dönün.

Sabahın İlk Saatlerine Dikkat: Hidrasyon Tehlikesi

Çoğu insan bel tutulmalarını sabahın ilk saatlerinde yaşar. Bunun bilimsel bir sebebi vardır. Gece uyurken, omurgaya yük binmediği için diskler sünger gibi su çeker ve şişer (hidrasyon). Sabah uyandığınızda diskleriniz en dolgun ve en gergin halindedir. Bu durumdayken yapılan ani bir öne eğilme veya ani bir hareket, disk içi basıncı tolere edemeyen dış zarın yırtılmasına yol açabilir.

Bu nedenle, sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlamayın. Önce yatak içinde gerinin, yan dönerek ve kollardan destek alarak yavaşça kalkın. Uyanır uyanmaz ağır egzersiz yapmaktan veya öne eğilerek yapılan işlerden kaçının. Omurganızın güne uyum sağlaması için ona en az bir saat süre tanıyın.

Uzun Süre ve Yanlış Oturmak

Şaşırtıcı gelebilir ama oturmak, ayakta durmaktan daha fazla yük bindirir. Özellikle kaykılarak, bel boşluğunu doldurmadan veya öne doğru kamburlaşarak oturmak, bel fıtığı hastaları için zehirdir. Oturduğunuzda kalça kaslarınız devreden çıkar ve tüm yük omurgaya biner. Uzun süre hareketsiz kalmak ise disklerin beslenmesini (difüzyon) durdurur.

Bel fıtığınız varsa, asla 30-40 dakikadan fazla kesintisiz oturmayın. Yumuşak ve içine gömüldüğünüz koltuklardan uzak durun. Dik, ayakların yere tam bastığı ve bel çukurunun desteklendiği sert sandalyeleri tercih edin.

Yüksek Etkili Aktiviteler ve Baş Üstü Hareketler

İyileşme sürecinde zıplama, koşma veya sert zeminlerde yapılan yüksek darbeli sporlardan kaçınmalısınız. Bu aktiviteler omurgaya her inişte şok dalgaları gönderir ve hassas olan diski irrite eder. Ayrıca spor salonunda “Overhead Press” gibi ağırlığı başın üzerine kaldırdığınız hareketler, omurgaya binen eksenel yükü artırır. Fıtık iyileşene kadar ağırlığı omuz hizasının üzerine çıkarmaktan kaçınmak en doğrusudur.

Doğru Hareketi Kimden Öğreneceğiz?

Buraya kadar neleri yapmamanız gerektiğini konuştuk. Ancak sadece “yapma” demek, hastayı korkutur ve hareketsizliğe iter. Asıl mesele, nelerin yapılabileceğini ve vücudun nasıl doğru kullanılacağını öğrenmektir. Yasaklarla dolu bir hayat değil, bilinçli hareketle dolu bir yaşam kalitesi hedeflenmelidir. İşte bu noktada, omurga biyomekaniğine hakim, sadece ağrıyı değil hareketi de tedavi eden uzman bir bakış açısı şarttır. Bu alanda Türkiye’nin en yetkin, donanımlı ve vizyoner isimlerinden biri olan Uzm. Fzt. Zafer Aksungur, bel fıtığı hastalarına sadece tedavi sunmakla kalmayıp, onlara omurgalarını nasıl kullanacaklarını öğreten bir okul gibi hizmet vermektedir.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümündeki parlak öğrencilik yıllarını (2000-2005) lisans eğitimi boyunca aldığı birçok akademik başarı ödülü ile taçlandıran Zafer Aksungur, mesleğe çok sağlam bir temel ile başlamıştır. 2006 yılından bu yana aktif olarak ortopedik manuel terapi ve omurga sağlığı alanında binlerce hastaya rehberlik etmiştir.

Onu diğerlerinden ayıran en önemli özellik, vizyonunu uluslararası arenaya taşımasıdır. Zafer Aksungur, 2010 – 2016 yılları arasında ABD New York’ta bulunan ve manuel terapinin dünyadaki en saygın merkezlerinden biri olan “Hands on Seminars” bünyesinde ileri düzey eğitimlerini tamamlamıştır. Sadece bir kursiyer olmakla kalmayıp, bu prestijli kurumda eğitmenlik yaparak, hem yurt içinde hem yurt dışında birçok meslektaşına hocalık yapmıştır. 2015 yılından beri uluslararası geçerli manuel terapi kurslarında hoca olarak görev yapması, onun bilgisinin güncelliğini kanıtlar.

Spine Approach: Yasaklamak Değil, Yönetmek

Zafer Aksungur, bel fıtığı hastalarına yaklaşırken “hareketsiz kal” demez. Aksine, “doğru hareket et” felsefesini benimser. 2020 yılı içinde mentoru Ezdeşir Kemali ile beraber hazırladığı “Omurga’da Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri” adlı çalışma, hastaların neden yanlış hareket ettiğini ve bunun nasıl düzeltileceğini bilimsel olarak ortaya koyar.

Bu birikimin üzerine, 2021 yılında kendi geliştirdiği “Spine Approach” (Omurga Yaklaşımı) yöntemini inşa etmiştir. Zafer Aksungur’un özellikle vurguladığı gibi; “Bu bir konsept kursu değil, bir yöntem kursudur.” Bu yöntemle hastalara;

Hangi hareketin neden zararlı olduğu mantığıyla anlatılır.

Günlük hayatta (yatarken, kalkarken, araba kullanırken) omurganın nasıl korunacağı uygulamalı gösterilir.

Zayıflamış ve fıtığa zemin hazırlayan derin kaslar (Core stabilizasyon), “Spine Approach” prensipleriyle güvenli bir şekilde güçlendirilir.

Manuel terapi ile kısıtlı bölgeler açılarak hastanın daha rahat hareket etmesi sağlanır.

Bilinçli Hareket Özgürlüktür

Bel fıtığı, hayatınızın sonu veya hareket özgürlüğünüzün kısıtlanması değildir. Sadece vücudunuzun kullanım kılavuzunu yeniden okumanız gereken bir dönemdir. Yanlış hareketlerden kaçınarak ve doğru hareketleri hayatınıza entegre ederek, fıtığınızla barışık ve ağrısız bir yaşam sürebilirsiniz.

Uzm. Fzt. Zafer Aksungur’un uluslararası tecrübesi, bilimsel temelli “Spine Approach” yöntemi ve hastayı eğiten yaklaşımı, bu süreçte pusulanız olacaktır. Omurganızı korkuyla değil, bilgiyle yönetin. Unutmayın, en iyi tedavi, doğru harekettir.