Güzel bir sabah kahvaltısında, taze bir ekmekten büyük bir ısırık almak istediniz ama o da ne? Kulağınızın hemen önünden gelen o ürkütücü “küt” sesi ve beraberinde şakaklarınıza yayılan keskin bir ağrı… Ya da sabah uyandığınızda çenenizi sanki birisi gece boyunca sıkıca bağlamış gibi kilitlenmiş, yorgun ve gergin hissediyorsunuz. Esnemeye korkuyor, sert bir elmayı ısırmaktan çekiniyor, hatta konuşurken bile çenenizin yorulduğunu fark ediyorsunuz. Eğer bu senaryolar size tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz. Tıp dünyasında “Temporomandibular Eklem (TME) Bozuklukları” olarak adlandırılan, halk arasında ise çene eklemi rahatsızlığı olarak bilinen bu durum, modern çağın en yaygın ancak ne yazık ki en geç teşhis edilen sağlık sorunlarından biridir.
Çoğu insan bu şikayetleri yaşadığında ilk adres olarak diş hekimlerine başvurur. “Dişim ağrıyor sanırım” veya “20’lik dişlerim mi sıkıştırıyor?” düşüncesiyle gidilen muayenelerden genellikle “dişleriniz sağlam” cevabı alınır. Çünkü sorun dişlerde değil, dişleri taşıyan çene kemiğini kafatasına bağlayan o karmaşık ve hassas menteşe sistemindedir. Bu yazımızda, hayat kalitenizi sessizce kemiren çene eklemi bozukluklarının anatomik nedenlerini, vücudunuzun size gönderdiği gizli sinyalleri ve gece plağına mahkum kalmadan, manuel terapi ile nasıl kalıcı şifaya kavuşabileceğinizi derinlemesine inceleyeceğiz.
Çene eklemi (Temporomandibular Eklem), kulağımızın hemen önünde yer alan, alt çene kemiğini (Mandibula) şakak kemiğine (Temporal kemik) bağlayan bir yapıdır. Gün içinde binlerce kez açılıp kapanan, konuşmamızı, yemek yememizi, esnememizi ve hatta yutkunmamızı sağlayan bu eklem, vücudun en karmaşık biyomekanik yapılarından birine sahiptir.
Bu eklemin içinde, kemiklerin birbirine sürtünmesini engelleyen ve hareketin pürüzsüz olmasını sağlayan, kıkırdak yapısında bir “disk” bulunur. Sağlıklı bir çenede bu disk, çene kemiğiyle birlikte uyum içinde hareket eder. Ancak stres, travma, diş sıkma veya duruş bozukluğu gibi nedenlerle bu disk yerinden kayarsa (genellikle öne doğru), çene her açılıp kapandığında disk kemiğin altına girip çıkarak o meşhur “klik” veya “kütleme” sesini çıkarır. Eğer durum ilerlerse, disk tamamen sıkışır ve ağız açıklığı kısıtlanır; buna da “çene kilitlenmesi” denir.
Çene eklemi bozuklukları, “büyük taklitçi” olarak bilinir. Çünkü semptomları sadece çene bölgesiyle sınırlı kalmaz, komşu bölgelere de yansır. Hastalar genellikle KBB (Kulak Burun Boğaz) veya Nöroloji doktorlarını gezdikten sonra sorunun çenede olduğunu öğrenirler.
Çene Sesleri: Ağzı açıp kapatırken gelen tıkırtı, sürtünme (kum sesi) veya kütleme sesleri.
Ağrı ve Hassasiyet: Çene ekleminde, yanak kaslarında, şakaklarda hissedilen künt ağrı.
Kısıtlı Hareket: Ağzı tam açamama, açarken çenenin bir tarafa kayması (deviasyon) veya takılma hissi.
Kulak Çınlaması ve Ağrısı: Çene eklemi kulak yoluna çok yakındır. Eklemdeki ödem kulağa baskı yaparak tıkanıklık hissi, çınlama (tinnitus) veya kulak ağrısı yapabilir.
Baş ve Boyun Ağrıları: Şakaklarda zonklayan, migrenle karıştırılan baş ağrıları ve geçmeyen ense kökü ağrıları genellikle çene kaynaklıdır.
Çene eklemi bozukluklarının tek bir nedeni yoktur, genellikle “bardağı taşıran son damla” mekanizmasıyla çalışır. En büyük suçlu “Bruksizm” yani diş sıkma ve gıcırdatmadır. Özellikle geceleri bilinçsizce, stres kaynaklı yapılan diş sıkma eylemi, çene eklemine normal çiğneme kuvvetinin 5-10 katı kadar yük bindirir. Bu devasa basınç, zamanla diski yerinden oynatır ve eklem yüzeylerini aşındırır.
Ancak az bilinen ama çok kritik bir diğer neden “Duruş Bozukluğu”dur. Başımız, boyun omurgası ve çene eklemi, birbirine kopmaz bağlarla bağlı bir zincirdir. Günümüzde telefon ve bilgisayar kullanımı nedeniyle başımızı sürekli öne eğiyoruz (İleri Baş Postürü). Baş öne gittiğinde, alt çene geriye doğru çekilir ve eklem sıkışır. Yani, boynunuzdaki duruş bozukluğunu düzeltmeden çenenizi iyileştirmeniz imkansızdır.
Çene problemi yaşayan hastaların büyük çoğunluğuna diş hekimleri tarafından “gece plağı” (splint) yapılır. Gece plakları, dişlerinizi korumak için harikadır; diş minesinin aşınmasını önler. Ancak plak, mekanik bir sorunu (diskin kaymasını veya kas spazmını) çözmez. Plak varken de dişinizi sıkmaya devam edebilirsiniz.
Mekanik bir sorunun, yani sıkışmış bir eklemin, spazma girmiş bir kasın ve bozulmuş bir boyun duruşunun tedavisi, yine mekanik bir müdahalede, yani “Manuel Terapi”dedir.
Çene eklemi tedavisi, fizyoterapinin en spesifik, en hassas ve uzmanlık gerektiren alanlarından biridir. Bu bölgeye yapılacak müdahale, ağız içi anatomiye hakimiyet ve yüksek el becerisi gerektirir. Bu alanda Türkiye’nin en yetkin, donanımlı ve vizyoner isimlerinden biri olan Uzm. Fzt. Zafer Aksungur, TME bozukluklarına getirdiği bütüncül çözümlerle tanınmaktadır.
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümündeki parlak öğrencilik yıllarını (2000-2005) lisans eğitimi boyunca aldığı birçok akademik başarı ödülü ile taçlandıran Zafer Aksungur, mesleğe çok sağlam bir temel ile başlamıştır. 2006 yılından bu yana aktif olarak manuel terapi alanında hasta kabul etmekte ve binlerce vaka tecrübesiyle çalışmaktadır.
Ancak onu bu alanda bir referans noktası haline getiren asıl unsur, vizyonunu uluslararası boyuta taşımasıdır. Zafer Aksungur, 2010 – 2016 yılları arasında ABD New York’ta bulunan ve manuel terapinin dünyadaki en saygın merkezlerinden biri olan “Hands on Seminars” bünyesinde ileri düzey eğitimlerini tamamlamıştır. Sadece bir kursiyer olmakla kalmayıp, bu prestijli kurumda eğitmenlik yaparak, hem yurt içinde hem yurt dışında birçok meslektaşına hocalık yapmıştır. 2015 yılından beri uluslararası geçerli manuel terapi kurslarında hoca olarak görev yapması, onun bilgisinin güncelliğini kanıtlar.
Zafer Aksungur, çene eklemi şikayetiyle gelen bir hastayı değerlendirirken, sadece ağzına bakmaz. Çünkü çene, kafatası ve omurga ile bir bütündür. 2020 yılı içinde mentoru Ezdeşir Kemali ile beraber hazırladığı “Omurga’da Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri” adlı çalışma, boyun ve çene ilişkisini bilimsel olarak ortaya koyar.
Bu birikimin üzerine, 2021 yılında kendi geliştirdiği “Spine Approach” (Omurga Yaklaşımı) yöntemini inşa etmiştir. Zafer Aksungur’un özellikle vurguladığı gibi; “Bu bir konsept kursu değil, bir yöntem kursudur.” Yedi modül ve on yedi günden oluşan bu kapsamlı sistem, çene problemini, onu etkileyen boyun ve sırt omurgasıyla birlikte ele alarak çözer.
Zafer Aksungur’un kliniğinde TME tedavisi, “İntra-Oral” yani ağız içi uygulamalarla başlar:
Ağız İçi Manuel Terapi: Çene kaslarının en önemlilerinden biri olan “Pterygoid” kaslara dışarıdan ulaşmak imkansızdır. Zafer Aksungur, eldiven kullanarak ağız içinden yaptığı özel tekniklerle bu derin kasları gevşetir. Bu işlem, çene sıkma alışkanlığını kırmada en etkili yöntemdir.
Eklem Mobilizasyonu: Sıkışmış ve diskin kaydığı eklem, nazik manevralarla rahatlatılır. Diskin yerine oturması için uygun mekanik ortam sağlanır.
Boyun (Servikal) Tedavisi: “Spine Approach” prensibi gereği, çeneyi sıkıştıran boyun omurları (özellikle C1-C2) tedavi edilir. Başın duruşu düzeltilir.
Egzersiz ve Farkındalık: Hastaya doğru dil pozisyonu, çene egzersizleri ve stresi yönetme teknikleri öğretilir.
Yemek yerken, konuşurken veya esnerken acı çekmek zorunda değilsiniz. Çene eklemi bozuklukları, doğru teşhis ve doğru ellerde yapılan manuel terapi ile kalıcı olarak tedavi edilebilir.
Uzm. Fzt. Zafer Aksungur’un uluslararası tecrübesi, bilimsel temelli “Spine Approach” yöntemi ve hastayı bir bütün olarak ele alan yaklaşımı, yüzünüzdeki o gerginliği almak ve sizi tekrar gülümsetmek için en güvenilir desteği sunmaktadır. Ağrıya alışmayın, sorunun kökenine inen uzman ellerde şifayı arayın. Unutmayın, sağlıklı bir çene, dengeli bir vücudun ve huzurlu bir zihnin anahtarıdır.
Zafer Aksungur’a ulaşmak, randeu almak, eğitimlerle ilgili bilgi sahibi olmak için bizi arayın.