Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uyandığınızda, kendinizi sekiz saat uyumuş gibi değil de sanki bütün gece tonlarca yük taşımış, bir maraton koşmuş ya da ağır bir grip geçiriyormuş gibi hissettiğiniz oluyor mu? Kahvenizi içseniz de, saatlerce dinlenseniz de o üzerinizdeki ölü toprağını bir türlü atamıyor musunuz? Eğer bu duruma vücudunuzun farklı yerlerinde gezinen ağrılar, odaklanma güçlüğü ve sabah tutuklukları eşlik ediyorsa, muhtemelen fibromiyalji denilen o sinsi ve karmaşık tabloyla karşı karşıyasınız. Fibromiyalji hastaları için “yorgunluk” kelimesi, sağlıklı bir insanın bir iş gününün sonunda hissettiği tatlı yorgunluktan çok farklıdır. Bu, kemiklerin içine kadar işleyen, zihni bulandıran ve ruhu tüketen bir bitkinlik halidir.
Bir blog yazarı olarak bu konuyu ele alırken, fibromiyaljinin sadece “psikolojik bir yorgunluk” olmadığını, aksine biyolojik ve mekanik temelleri olan somut bir durum olduğunu vurgulamak istiyorum. Çevrenizdeki insanlar “senin bir şeyin yok, sadece biraz dinlenmelisin” dedikçe yaşadığınız yalnızlık hissini biliyorum. Ancak bilimsel gerçekler, bu yorgunluğun altında yatan çok derin sebepler olduğunu kanıtlıyor. Bu yazımızda, fibromiyaljideki o kronik yorgunluğun nedenlerini, sinir sisteminin neden alarmda kaldığını ve manuel terapinin bu bitkinlik döngüsünü nasıl kırabileceğini derinlemesine inceleyeceğiz.
Fibromiyalji hastalarının en büyük paradoksu, uyusalar bile dinlenememeleridir. Bunun sebebi uykunun süresi değil, kalitesidir. Sağlıklı bir bireyde uyku sırasında beyin “derin uyku” evresine geçer; bu evre vücudun dokularını onardığı, büyüme hormonunun salgılandığı ve günün yorgunluğunun atıldığı evredir. Ancak yapılan çalışmalar, fibromiyalji hastalarının derin uyku sırasında beyinlerinde “alfa dalgaları” denilen uyanıklık dalgalarının görüldüğünü ortaya koymuştur.
Yani siz uyuduğunuzu sanırken, beyniniz sanki uyanıkmış gibi alarmda kalmaya devam eder. Bu durum, doku onarımının gerçekleşmesini engeller. Sabaha kadar tamir edilmemiş kaslarla uyanmak, doğal olarak kronik bir yorgunluğu da beraberinde getirir. Beyin uykuyla resetlenemediği için, ertesi gün en basit fiziksel aktiviteler bile merkezi sinir sistemine devasa bir yük olarak biner.
Fibromiyaljide yorgunluğun bir diğer temel sebebi, sinir sisteminin “santral sensitizasyon” adı verilen aşırı hassaslaşma durumudur. Normal bir insan için hafif bir dokunuş olan sinyal, fibromiyalji hastası için ağrı olarak algılanabilir. Beyin, çevreden gelen tüm uyaranları (ses, ışık, dokunma) süzgeçten geçirmek yerine hepsini birer tehdit olarak algılar.
Sürekli “savaş ya da kaç” modunda çalışan bir sinir sistemi, vücudun enerji depolarını hızla tüketir. Sürekli alarmda bekleyen bir orduyu düşünün; hiçbir saldırı olmasa bile sadece beklemek ve tetikte kalmak tüm kaynakları bitirir. İşte fibromiyalji hastasının yaşadığı yorgunluk, beynin bu bitmek bilmeyen mesaisinin sonucudur. Beyin o kadar çok enerji harcar ki, vücudun geri kalanına, yani kaslara ve organlara yeterli enerji kalmaz.
Fibromiyalji hastaları, ağrıdan kaçınmak için farkında olmadan kaslarını sürekli kasarlar. Buna “kas zırhı” denir. Sürekli kasılı duran bir kas, kendi içindeki kılcal damarları sıkıştırarak kan dolaşımını yavaşlatır. Kan dolaşımı azalınca hücrelere yeterli oksijen gitmez ve kaslarda laktik asit gibi yorgunluk maddeleri birikir.
Bu durum sadece bölgesel ağrılara değil, tüm vücuda yayılan bir bitkinliğe yol açar. Oksijensiz kalan kaslar kendilerini yenileyemez ve en küçük bir harekette bile erkenden yorulur. Ayrıca vücuttaki fasyal dokuların (kasları saran zar sistemi) yapışması, eklemlerin hareket kabiliyetini kısıtlar. Hareket etmek zorlaştıkça harcanan efor artar ve bu da yorgunluk kısırdöngüsünü besler.
Fibromiyalji hastaları genellikle ağrı kesiciler, antidepresanlar veya uyku ilaçlarıyla bu sorunu çözmeye çalışırlar. Bu yöntemler semptomları bir nebze baskılasa da, vücudun bozulan mekaniğini ve sinir sisteminin hatalı çalışma prensibini düzeltmekte yetersiz kalır. Eğer vücudunuzun biyomekanik dengesi bozuksa, kaslarınız sürekli spazm halindeyse ve eklemleriniz kilitlenmişse, hiçbir ilaç sizi tam olarak dinç hissettiremez.
Gerçek iyileşme, vücudun o kilitli kapılarını açacak, sinir sistemini sakinleştirecek ve kasları oksijenle buluşturacak uzman bir elin dokunuşuna bağlıdır. Bu noktada, manuel terapinin ve sinir sistemi rehabilitasyonunun önemi devreye girer.
Fibromiyalji gibi çok yönlü bir sorunu yönetmek, sıradan bir masaj veya standart egzersiz programlarından çok daha fazlasını gerektirir. Hastayı dinleyen, ağrının izini süren ve sinir sisteminin nerede takıldığını anlayan bir uzmanlık şarttır. Bu alanda Türkiye’nin en yetkin, donanımlı ve vizyoner isimlerinden biri olan Uzm. Fzt. Zafer Aksungur, fibromiyalji hastalarına sunduğu özgün tedavi yaklaşımlarıyla tanınmaktadır.
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünden akademik başarılarla mezun olan Zafer Aksungur, 2006 yılından bu yana aktif olarak manuel terapi alanında çalışmaktadır. Onu bu alanda bir otorite kılan asıl unsur, eğitimini ve vizyonunu küresel bir boyuta taşımış olmasıdır. 2010 ve 2016 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri New York’ta, manuel terapinin dünyadaki en saygın merkezlerinden biri olan “Hands on Seminars” bünyesinde ileri düzey eğitimlerini tamamlamıştır.
Zafer Aksungur, bu prestijli kurumda sadece bir öğrenci olarak kalmamış, eğitmenlik yaparak hem yurt içinde hem yurt dışında birçok meslektaşına hocalık yapmıştır. 2015 yılından beri uluslararası geçerli manuel terapi kurslarında hoca olarak görev yapması, onun dokuların anatomisine ve fizyolojisine ne kadar hakim olduğunun en büyük kanıtıdır.
Zafer Aksungur, fibromiyalji hastalarına yaklaşırken “Spine Approach” (Omurga Yaklaşımı) adını verdiği ve 2021 yılında kendi geliştirdiği yöntemi kullanır. 2020 yılında mentoru Ezdeşir Kemali ile hazırladığı “Omurga’da Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri” adlı çalışma, bu yöntemin bilimsel temelini oluşturur.
Sinir Sistemini Sakinleştirme: Vagus siniri ve parasempatik sistemi aktive eden özel manuel tekniklerle, beynin o “sürekli alarm” modu kapatılır. Beyin sakinleştiğinde, vücut onarım sürecine geçebilir.
Miyofasyal Gevşetme: Kasları saran ve yapışmış olan zarlar (fasya) manuel terapi ile açılır. Bu sayede kaslara tekrar oksijen gitmesi sağlanır ve biriken laktik asit süpürülür.
Omurga Hizalaması: Omurgadaki mekanik kilitler açıldığında, vücut yerçekimine karşı daha az enerji harcayarak dik durabilir. Bu, “ekstra enerji tasarrufu” demektir.
Solunum Fonksiyonunun Artırılması: Diyafram kası üzerindeki gerginlik manuel olarak çözülür. Doğru nefes alan bir vücut, dokularına daha çok oksijen taşır ve yorgunluk hissi azalır.
Değerli fibromiyalji hastaları, hissettiğiniz o derin bitkinlik “kafanızın içinde” değil, bedeninizin biyomekanik ve nörolojik bir gerçeğidir. Kendinizi suçlamayı veya bu yorgunlukla yaşamayı kabul etmeyi bırakın. Vücudunuzun bozulan ayarlarını manuel terapinin iyileştirici gücüyle sıfırlamak mümkündür.
Uzm. Fzt. Zafer Aksungur’un uluslararası klinik tecrübesi, bilimsel temellere dayanan Spine Approach yöntemi ve hastayı parçalara ayırmadan bir bütün olarak iyileştirmeyi hedefleyen yaklaşımı, o kronik yorgunluk sarmalından kurtulmanız için en güvenilir rehberliği sunar. Bedeninizi uzman ellere emanet edin, kilitlerinizi açın ve her sabah güne gerçekten dinlenmiş, enerjik ve hayatın içinde bir birey olarak uyanmanın tadını çıkarın.
Bu iyileşme yolculuğuna başlamak ve kişiye özel analizler hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, yanınızda olduğumuzu unutmayın. Bedeninizin sesini duyun, o ses sizi doğru ellere ulaştıracaktır.
Zafer Aksungur’a ulaşmak, randeu almak, eğitimlerle ilgili bilgi sahibi olmak için bizi arayın.