Sabahları yataktan kalkarken sanki gece boyunca üzerinizden silindir geçmiş gibi hissettiğiniz o ağır yorgunluk, vücudunuzun farklı bölgelerinde gezinen ve “bugün şuram, yarın buram ağrıyor” dedirten o belirsiz sancılar, zihninizdeki bulanıklık ve bitmek bilmeyen enerji düşüklüğü… Fibromiyalji, yaşayanı hem fiziksel hem de ruhsal olarak tüketen, dışarıdan bakıldığında anlaşılması zor ama içeride fırtınalar koparan bir sendromdur. Çoğu hasta, doktor doktor gezip “tahlillerin temiz, bir şeyin yok” cümlesini duyduğunda rahatlamak yerine daha büyük bir boşluğa düşer. Çünkü ağrı gerçektir, yorgunluk gerçektir ama tıbbi cihazlar bunu göremez. Bu noktada hastalar genellikle iki yola sapar: Ya avuç dolusu ilaçla semptomları baskılamaya çalışır ya da ağrıdan korkarak kendini eve kapatır ve hareketsizleşir. Oysa bilimsel gerçekler bize bambaşka bir çıkış yolu gösteriyor. Fibromiyalji ile savaşta en güçlü silahınız, korktuğunuz “hareket” ve vücudunuzun alarm sistemini düzeltecek olan “manuel terapi”dir.
Bu yazımızda, fibromiyalji hastalarının neden hareket etmesi gerektiğini, hareketsizliğin ağrıyı nasıl beslediğini ve manuel terapinin bu karmaşık sendromun çözümündeki hayati rolünü derinlemesine inceleyeceğiz.
Fibromiyalji hastalarında sıkça görülen en büyük tuzak “Kinezyofobi” yani hareket korkusudur. Hasta, hareket ettiğinde veya egzersiz yaptığında ağrısının artacağını düşünür. Bu düşünce haksız da sayılmaz; çünkü yanlış planlanmış, aşırı yüklenmeli bir egzersiz gerçekten de ağrıyı tetikleyebilir. Ancak çözüm tamamen durmak değildir.
Vücut hareketsiz kaldıkça kaslar zayıflar, eklemler sertleşir ve en önemlisi vücudun doğal ağrı kesicileri olan “endorfin” ve “serotonin” üretimi durur. Hareketsizlik, fibromiyaljiyi besleyen en büyük yakıttır. Kan dolaşımı yavaşlar, dokulara giden oksijen azalır ve zaten hassas olan sinir uçları daha da duyarlı hale gelir. Yani ağrıdığı için hareket etmedikçe, aslında daha çok ağrı çekersiniz. Bu kısırdöngüyü kırmanın yolu, bilinçli, dozajı ayarlanmış ve profesyonel destekle yapılan harekettir. Hareket, vücudun pasını silen, sinir sistemini sakinleştiren en doğal ilaçtır.
Fibromiyalji, temelde bir “sinir sistemi hassasiyeti” sorunudur. Vücudun alarm sistemi bozulmuş, en ufak bir uyarıyı bile “tehdit” ve “ağrı” olarak algılamaktadır. İşte manuel terapi tam bu noktada devreye girer. Manuel terapi, sadece kasları gevşetmek değildir; fizyoterapistin elleriyle uyguladığı özel teknikler sayesinde sinir sistemine “güvendesin, gevşeyebilirsin” mesajı gönderilmesidir.
Sempatik Sistemi Frenlemek: Fibromiyalji hastaları sürekli “savaş ya da kaç” modundadır (Sempatik aktivasyon). Manuel terapi, Vagus sinirini uyararak vücudu “dinlen ve iyileş” moduna (Parasempatik sistem) geçirir. Bu, stresin ve anksiyetenin azalmasını sağlar.
Fasyal Gevşeme: Vücudu saran zar sistemi (fasya) fibromiyalji hastalarında gergindir ve yapışıktır. Manuel tekniklerle bu yapışıklıklar açılır, doku esnekliği artar.
Dolaşımı Artırmak: Tetik noktalara (kulunçlara) yapılan baskı ve mobilizasyonlar, o bölgedeki kan akışını artırarak biriken toksik maddelerin atılmasını sağlar.
Fibromiyalji gibi karmaşık bir sendromda, “hadi spor yap” demek veya standart bir masaj uygulamak fayda değil zarar getirebilir. Tedavi, kişinin ağrı eşiğine, vücut yapısına ve psikolojisine uygun olarak “terzi işi” planlanmalıdır. Bu alanda Türkiye’nin en yetkin, donanımlı ve vizyoner isimlerinden biri olan Uzm. Fzt. Zafer Aksungur, fibromiyalji hastalarına uyguladığı bütüncül yaklaşımlarla fark yaratmaktadır.
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümündeki parlak öğrencilik yıllarını (2000-2005) lisans eğitimi boyunca aldığı birçok akademik başarı ödülü ile taçlandıran Zafer Aksungur, mesleğe çok sağlam bir temel ile başlamıştır. 2006 yılından bu yana aktif olarak ortopedik manuel terapi ve kronik ağrı yönetimi alanında çalışmaktadır.
Ancak onu bu alanda bir otorite haline getiren asıl unsur, vizyonunu uluslararası arenaya taşımasıdır. Zafer Aksungur, 2010 – 2016 yılları arasında ABD New York’ta bulunan ve manuel terapinin dünyadaki en saygın merkezlerinden biri olan “Hands on Seminars” bünyesinde ileri düzey eğitimlerini tamamlamıştır. Sadece bir kursiyer olmakla kalmayıp, bu prestijli kurumda eğitmenlik yaparak, hem yurt içinde hem yurt dışında birçok meslektaşına hocalık yapmıştır. 2015 yılından beri uluslararası geçerli manuel terapi kurslarında hoca olarak görev yapması, onun bilgisinin güncelliğini kanıtlar.
Zafer Aksungur, fibromiyalji hastasına yaklaşırken sadece ağrıyan noktaya odaklanmaz. O, vücudun genel dengesine ve omurgaya bakar. 2020 yılı içinde mentoru Ezdeşir Kemali ile beraber hazırladığı “Omurga’da Instabilite Değerlendirme ve Tedavi Yöntemleri” adlı çalışma, tedavinin temel taşlarını oluşturur.
Bu birikimin üzerine, 2021 yılında kendi geliştirdiği “Spine Approach” (Omurga Yaklaşımı) yöntemini inşa etmiştir. Zafer Aksungur’un özellikle vurguladığı gibi; “Bu bir konsept kursu değil, bir yöntem kursudur.” Yedi modül ve on yedi günden oluşan bu kapsamlı sistem, omurga sağlığını merkeze alarak tüm vücut sistemini düzenlemeyi hedefler.
Spine Approach yöntemine göre; omurgadaki mekanik blokajlar çözülmeden ve omurga stabilitesi sağlanmadan fibromiyalji ağrıları kalıcı olarak geçmez. Zafer Aksungur, bu yöntemle hastanın önce omurgasını rahatlatır, sinir sistemini regüle eder, ardından kişiye özel egzersizlerle harekete geçirir.
Zafer Aksungur’un kliniğinde fibromiyalji hastaları için süreç “kademeli” olarak ilerler:
Manuel Terapi ile Hazırlık: Önce vücudun ağrı sinyalleri manuel tekniklerle azaltılır. Katılaşmış kaslar ve fasya gevşetilir. Hasta hareket etmeye hazır hale getirilir.
Klinik Egzersiz: Hasta rahatladıktan sonra, “Spine Approach” prensiplerine uygun, yorucu olmayan ama etkili egzersizlere başlanır. Amaç kasları yormak değil, uyandırmaktır.
Nefes ve Gevşeme: Stres yönetimini sağlamak için diyafram nefesi ve postür eğitimi verilir.
Yaşam Tarzı Düzenlemesi: Uyku hijyeni ve ergonomi konusunda danışmanlık yapılır.
Fibromiyalji zorlu bir yolculuktur ama bu yolda yalnız ve çaresiz değilsiniz. Ağrılarınız yüzünden bedeninize küsmek ve onu hareketsiz bırakmak yerine, ona şefkatle yaklaşın. Doğru dokunuşlar ve doğru hareketlerle iyileşmek mümkündür.
Uzm. Fzt. Zafer Aksungur’un uluslararası tecrübesi, bilimsel temelli “Spine Approach” yöntemi ve hastayı bir bütün olarak ele alan insancıl yaklaşımı, fibromiyalji sarmalından çıkmanız için size en güvenilir desteği sunmaktadır. Ağrıya teslim olmayın, hareketin ve manuel terapinin gücüne inanın. Unutmayın, işleyen demir ışıldar; hareket eden beden iyileşir.
Zafer Aksungur’a ulaşmak, randeu almak, eğitimlerle ilgili bilgi sahibi olmak için bizi arayın.